foto1
Belge form dökümanlar evrak
foto1
Windows word excel powerpoint access frontpage ms paint
foto1
Soru bankası tüm sınıflar branşlar için sorular bilgisayar testleri
foto1
Eba zümre plan hem zümre ve planları
foto1
Açıklamalı atasözleri ve deyimler biyografiler il il Anadolu efsanleri
Atama sorgu zümre eba sivil savunma öğretmen ders kitapları hem gorev dağılımı öğretmen nobet çizelgesi çevre formu çalışma programı arşiv açık öğretim osym teog yök duyuru trafik işaretleri sözler bilmeceler deprem beynimiz çocuğa dini bilgiler sorular cevaplar verimli ders çalışma burs verenler üniversiteler güvengen davranış meb yüz eser sınav soru cevap amerikanın keşfi soykırım Türk tarihi devletleri eğitim motivasyon videoları word excel point mspaint wordart program yazılım donanım skype ascii dos outlook internet frontpage .Read More...

Bizim Okul

İdareci öğretmen ve öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi

.

...

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

 

 

ARİEL ŞARON

 ariel saronİsrail eski Başbakanı Ariel Şaron 85 yaşında hayatını kaybetti. İsrail'in 11. Başbakanı Ariel Şaron'un 2001-2006 yılları arasında üstlendiği başbakanlık görevi, felç geçirmesinin ardından sona ermişti. Şaron, 4 Ocak 2006'da geçirdiği beyin kanamasının ardından komaya girmişti. 16 Eylül 1982 tarihinde İsrail yanlısı milisler Batı Beyrut'ta Sabra ve Şatilla adındaki Filistin mülteci kamplarını basarak çocuklar dahil binlerce (700 ile 3500 arasındadır) kişiyi katlettiler. Sabra ve Şatilla katliamında İsrail'in eski Başbakanlarından olan Ariel Şaron'un rolü olduğu ortaya çıkmıştı.

Ariel Şaron, İsrail devletinin başbakanlığını yapmış bir siyasetçidir. İktidardaki Kadima Partisi'nin kurucusu ve ilk lideriydi. Likud Genel Başkanı Ariel Şaron, Rakibi Barak gibi asker kökenli olan Şaron, orduya 14 yaşında girdi. Şaron, ordu bünyesinde özel komando birliği kurarak ülke güvenliğinin korunmasında etkin görev üstlendi. Şaron, askerliğinin yanında Tel Aviv Üniversitesi'nde hukuk öğrenimi gördü. Ehud Barak'ın da katıldığı 1967'deki 6 Gün Savaşı'nda yer alan Şaron, 1972'de ordudan ayrıldı. Aradan 1 yıl geçmeden 6 Ekim 1973'de, Mısır'ın tüm Sina Yarımadası'nı aldığı büyük zaferiyle sonuçlanan, İsrail'in en büyük dini bayramına denk gelen Yom Kippur Savaşı'nda orduya geri çağrıldı. Knesset'e 1973'te seçilen Şaron, 1 yıl sonra istifa ederek dönemin Başbakanı İzak Rabin'e güvenlik danışmanı oldu.& Şubat 2001 tarihinde yapılan Başbakanlık seçimini rakibi Ehud Barak'a karşı yüzde 60'ı aşkın oyla kazandı. Ancak oranın bu seviyede olmasında katılım oranın düşüklüğü de önemli bir etken. İsrail seçimlerine seçmenlerin yüzde 40'ı katılmadı.

KATLİAMLARIN SORUMLUSU OLARAK GÖRÜLDÜ

Ariel Şaron 1982 yılında Lübnan İç Savaşı sırasında İsrail'in Savunma bakanı olarak görev yapmaktaydı. Gözlemciler İsrail'in gözleri önünde gerçekleşen Sabra ve Şatilla katliamından Ariel Şaron'u sorumlu tutmuşlardır. Ariel Şaron'un 2000 yılında Kudüs'teki El Aksa camii'ne polis koruması altında yaptığı ziyaret ve verdiği demeç Filistinlilerin 2. İntifada (ayaklanma)'yı başlatmalarına neden oldu ve bir provokasyon olarak görüldü.

LÜBNAN KASABI LAKABINI ALMIŞTI

“Lübnan Kasabı” lakaplı eski İsrail Başbakanı Şaron, 12 yıllık hayalini gerçekleştirmek istiyordu. Gazze Şeridi'ni işgal edeceğinin ilk sinyallerini 1989'da yazdığı kitapta vermişti.

ARKHİMEDES

Yunanlı bilgin (İ.Ö.287–212)
Sicilya'da Syrakusai kentinde doğdu. İskenderiye de devrin ünlü Geometri  bilgini Euklides'in derslerini izledi. Ülkesine dönünce bilimsel çalışmalara başladı.

Arkhimedes 'in birçok ünlü buluşu vardı. Bunlardan kendi adıyla anılanı en ünlüsüdür. Banyo yaparken vücudunun su içinde kalan kısmında bir hafiflik duyarak dışarı fırlayan ünlü bilgin, tarihe "Arkhimedes İlkesi" diye geçen ünlü buluşunu yapmıştı. Arkhimedes ilkesi kısaca şudur: Bir akışkan sıvı (sıvı ya da gaz) içine batırılan katı bir cisim, taşırdığı akışkanın ağırlığına eşit bir kuvvetle aşağıdan yukarı doğru itilir. Bu cisimlerin ağırlıklarının azalmış gibi gözükmesi, yukarı iten kuvvetin  yer çekimi ile ters yönde oluşundandır.

Arkhimedes birçok geometri problemini inceledi. Yunan sayı sistemini geliştirdi. Kaldıraç ve kaldıraç yasalarını buldu."Bana bir dayanak noktası verin, dünyayı yerinden oynatayım " sözü meşhurdur.

İ.Ö.214 yılında, Romalılar Syrakusai kentini kuşattılar. Arkhimedes kentin savunması için bulduğu aygıtlarla Romalılar'ı üç yıl oyaladı. Çok uzaklara ok ve taş atan aygıtlar (mancınık) yaptı. Küresel aynalarla güneş ışınlarını gemilerin yelkenleri üzerinde yoğunlaştırarak, Roma donanmasını yaktı. Sonunda Romalılar kente girdiler. Roma komutanı büyük bilgine dokunulmamasını istedi. Ne var ki, bir Roma askeri, söylediklerini cevaplamayan bilgine kızarak onu öldürdü. Söylentiye göre Arkhimedes o sırada bir geometri problemini çözmekle uğraşıyordu.

ARŞİMED PRENSİBİ

Hidrostatiğin temel prensibi olan bu prensip, sıvı içinde batan cisimlerin sıvı tarafından kaldırıldıklarını ve kaldırma kuvvetinin değerini belirtir.

Gerçektende sıvı içerisine  batan bir cismin sıvı tarafından yukarı doğru itildiğini herkes gözlemiştir. Buna sıvı itmesi denir. Sıvı ilkesinin nedeni, sıvının içindeki cismin alt yüzeyine daha çok basınç kuvvetli uygulamasıdır. Sıvıların içlerindeki cisimleri yukarı doğru kaldırma nedenlerini düşünen Arşimet, sonunda nedenini buldu. Arşimet prensibine göre "sıvı içerisine batırılan cisimler, sıvı içinden taşırdıkları sıvı ağırlığı kadar bir kuvvetle aşağıdan yukarı doğru iletilirler. “Buna göre cisimler battıkları sıvı içinden kendi hacimleri kadar sıvı taşırırlar. Bu hacimdeki sıvının ağırlığı kaldırma kuvvetine eşit olacağından "kaldırma kuvveti=Cismin batan kısmının  hacmi sıvının yoğunluğu" şeklinde ifade edilebilir.

Yukarıdaki sonucu teorik olarak şöyle gerçekleriz.

Cismin yukarı doğru itilmesine neden, sıvının cisim üzerin uyguladığı basınç kuvvetlerinin farkıdır. Şekilde görüldüğü gibi bir sıvı içerisindeki silindirin yan  yüzeyine eşit ve zıt yönlü F basınç kuvveti uygulandığından bunlar birbirini dengeler. Yani yan yüze etki eden basınç kuvveti bileşkesi sıfırdır. Cismin üst ve alt yüzüne etki eden basınç kuvvetlerinin değerleri sırasıyla


F1=h1.d.A F2=h2.d.A dır. Burada d sıvı yoğunluğunu, A silindirin alt ve üst taban yüzeylerini göstermektedir. Kaldırma kuvveti Fk=F2-F1 olacağından

Fk =h2dA-h1d.A bu da fk=d.A (h2-h1)/h

h silindirin hacmini gösterdiğinden fk=d.V bulunur.

Buradan Arşimet prensibinin yorumu yapılabilir. Kaldırma kuvveti sıvı yoğunluğu ile sıvı içindeki cismin hacmi çarpımı kadardır. Arşimet prensibini deneysel olarak ta doğrulayabiliriz. Arşimet terazisinin  bir  kefesine boş bir kap konur ve bu kefenin altındaki çengele bir metal silindir asılarak terazi dengeye getirilir. Bundan sonra kefeye asılı bulunan cisim, bir taşıma kabını dolduran suya batırılır ve taşan su alınır. Bu sırada terazi dengesi bozulmuştur. Taşan bu cismin asılı bulunduğu kefedeki boş kaba konursa denge yeniden kurulur. Deneyi başka bir sıvı ile tekrarlarsak, aynı sonuca ulaşırız. Sıvıların kaldırma kuvveti, cismin sıvı içinden taşırdığı sıvının ağırlığı kadardır.

Arşhimed prensibi ile cisimlerin yoğunluklarının bulunması

Arşimet prensibinden yararlanarak cisimlerin yoğunluklarını bulabiliriz.Bunun için dinamometre ucuna bağladığımız cismin ağırlığını ölçeriz.,buna Gn diyelim cismin tamamen su içine daldırılıp ağırlığını ölçeriz,buna da GSu diyelim.Gn-Gsu cismin hafifleme miktarı suyun kaldırma  kuvvetine eşittir,suyun yoğunluğu l gr/cm3 olduğu için bu değer aynı zamanda cismin hacmini gösterir.

Bu halde cismin yoğunluğu (dc)

dc=Gn/Gn-Gsu

bağıntısı ile bulunur. Eğer cismi birde  yoğunluğu bilinmeyen bir sıvı içine tamamen batırıp ağırlığını ölçer ve buna da G sıvı dersek Gn-G sıvı sıvının kaldırma kuvvetini yani cisim hacmi kadar sıvı ağırlığını gösterir ki, buradan sıvının yoğunluğu (d3) yandaki bağıntı ile bulunur.

Şekilde deneyde elde edilen ölçülere göre yukarıdaki bulduğumuz bağlantıları kullanırsak

Gn=78 gr ise
Gsu=68 Gr
Gsıvı=69 gr.

ARNOLD     İSAAC NEWTON

ABD'li hukukçu ve yazar (Otsego County'de Hartwick 1815-chicago 1884).New York'ta hukuk öğrenimi gördü.1835 te baroya alındı.1836 'da Chicago 'ya yerleşerek avukatlıkla siyaseti bir arda yürütmeye başladı.1861 ile 1864 arası dönemde kongre üyesi olarak görev yaptı.1862 de ABD topraklarında köleliğin yasaklanması önerisi yasalaştı.1866 da siyasetle uğraşmayı bırakarak kendini tarihsel çalışmalara atadı.Başlıca eserleri:the hıstory of Abraham Lincoln;and the Overthrow   of slavery (Abraham Lincolmun öyküsü ve köleliğin kaldırılması) 1866 The Life Abraham Lincoln (Abraham Lincoln'un yaşamı) 1885 ve bir savunma niteliğindeki The Life of Benedict Arnold (Benedict Arnold'un yaşamı) 1880 

AŞİK MAHSUNİ BERÇENEKLİ

(1943–2002) Asıl adı Şerif Cırık'tır.Afşin'in Berçenek köyünde doğmuştur. Günümüzün en ünlü halk ozanlarından biridir. Taşlamaları ve yermeleri ile tanınır. Top- lumsal konulara ağırlık veren ozan, Yaşamı tüm boyutlarıyla topluma yansıtmaya çalışır.

Siyasi dönmelerin etkisiyle yaptığı çalışmalar toplumun çeşitli kesimlerinin tepkisini çekmiş.Zaman zaman gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır.12 Eylül 1980 sonrası konulan yurt dışına çıkış yasağı nedeniyle sağlığının bozulması üzerine tedavisini de geciktirmiştir.Yurt dışına tedavi amacıyla çıkmış ve 2002 yılında Almanya'da tedavi görmekte olduğu hasta hanede vefat etmiştir.Cenazesi yurda getirilerek kültür Bakanlığı'nın da katkılarıyla törenle toprağa verilmiştir.

ÂŞIK PAŞAZADE

Tarihçi. Amasya 1400-İstanbul 1502 – 14.yy.şair ve mutasavvıflarından Âşık Paşa'nın üçüncü kuşaktan torunudur. Yaşamı üzerindeki bilgilerimiz hemen yalnızca yazmış olduğu Osmanlı tarihine dayanmaktadır. Asıl adı Ahmet, Unvanı Derviş olan Âşık Paşazade 36 yaşında Hacca gitti. Hacdan dönünce Rumeli beylerinden Paşa -Yiğit  Oğlu İshak Bey 'in esirgemesinde Üsküp'te oturdu. Onun oğullarıyla akınlara ll. Murat’ın gazalarına katıldı. Fatih zamanında'da akınlara katılan Derviş Ahmet bu padişahtan da iltifat gördü.

İstanbul'a gelerek Fatih semtindeki   Haydar Mahallesi’nde Âşık Paşa adına bir mescit yaptırdı. Bırakmış olduğu eserde 1502 yılı olayları anlatıldığına göre, bu tarih te hayatta olması gerekiyor. Son bir kaç yıllık olayları bir başkasının eklemiş olduğu düşünülebilirse de ll.Bayezid zamanında yazılmış anonim bir tarihte Âşık Paşazade'nin 100 yaşında bulunduğundan söz edilmesi ölüm tarihinin 1502 den sonra olabileceği ihtimalini kuvvetlendirmektedir.

ÂŞIK PAŞA

1272–1333 arsında yaşadığı ve yaşamı üzerinde fazla bilgi mevcut değildir.

Asıl adının Ali olduğu, Horasanlı Baba İlyas Soyundan Baba Muhlis'in oğlu olduğu bilinmektedir. Bir ara elçi olarak Mısır'a gittiği dönüşte Emir Çobanoğlu Timurtaş'ın  vezirliğini yaptığı, onun düzenlediği ayaklanma başarısızlığa uğrayınca, Mısır’a kaçtığı belirtilir. Bir süre Mısır'da hapis yattığı, dönüşte Kırşehir'de hastalanarak öldüğü sanılmaktadır. Âşık Paşa çağının siyasal eylemlerine karışması, Kırşehir’de kurduğu zaviyede Sünni inançlara uygun bir tasavvuf düşüncesini yaymıştır.

İyi bir öğrenim görmüştür. Güçlü bir ozan olmamasına karşın Türkçe'nin gücünü kavramış, Ulusal dile dayanan bir edebiyat kurmaya çalışmıştır.

Yazdıklarını halkın anlamasına verdiği önemi:

Gerçi kim söyledi bunda Türk dili
İlle malum oldu mana menzili

Dizeleriyle dile getirir. Çağına egemen olan dil anlayışına da

Çün bileşin cümle yol menzillerin
Yirmegil sen Türkü Tacik dillerin

Kamu dillerde var idi zabt ü usul
Bunlara düşmüş idi cümle ukül

Türk diline kimsene bakmaz idi
Türkler'e hergiz gönül akmaz idi

Türk dahi  iblmez idi ol dilleri
İnce yolu ol ulu menzilleri

Dizeleriyle eleştirir.

Âşık Paşa’nın en ünlü yapıtı. "Garibname " ve öbür yapıtları incelendiğinde, öğretici olma kaygusunun, sanatsal amaçlara üstün tutulduğu görülür. Ama bir mutasavvıf  ve Türkçeci olarak kendinden sonra gelenleri etkilemiştir. Süleyman Çelebi'nin Mevlidi'nde Âşık Paşa'nın etkisi belirgindir. Şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmıştır. Yunus Emre biçimiyle yazdığı şiirleri de vardır.

Yunus emre etkisindeki İlahi ve gazelleri, Abdülbaki Gölpınarlı'ca Yunus Emre ve Tasavvuf (1961) adlı kitapta toplanmıştır. Fakr-name, Vasf-ı  hal, Hikâye ve Kimya Risalesi adlı mesnevileri de Agâh Sırrı Levent 'çe yayınlanmıştır.(1953–1954)

ÂŞIK VEYSEL

aşik veyselSivas'ın Şarkışla ilçesi Sivrialan köyünde doğmuş saz şairi (1894–1973).Ailece çiftçiydiler. Yedi yaşında yakalandığı çiçek hastalığı sonunda gözlerini kaybetti. Çevre geleneği onu sazla ilgilenmeye ve zamanla Çamşıklı Ali Ağa'dan saz dersleri almaya ve saz çalmaya başladı. Ezberlediği usta şiirlerini okudu, müziğe uydurdu. İlk evliliği mutsuz bir evliliğe dönüşmesi şairi köy köy kasaba kasaba dolaşmaya başladı. Cumhuriyetin 10.yılında Ankara'ya kadar geldi. A.Kutsi Tecer'in Sivas'ta ki öğretmenliği sırasında 1930–1934 düzenlenen halk şairleri bayramında dikkati çekti. Köy enstitülerinde saz ve Türkü öğretmenliği yaptı. İlk kitabı deyişler 1944 te basıldı. Sonraki eserleri sazımdan sesler adlı eserde toplandı. Sazla şiir söyleme tekniği  hece vezniyle dörtlük birimi daha çok koşma biçimiyle yalın dili Veysel'in tam bir halk ozanı saz şairi sayılmasını gerektirir. Çağdaş bilinçle işlediği konular zenginliği, ince duyarlığı, çok özgün ve duyulmamış imgeleriyle güncel şiirimizde onurlu bir yeri hak eder.

Âşık Veysel aşk,doğa,tasavvufi inançlar,toplumsal gerçekler gibi,değişik konuları halk şiiri geleneği içinde ustaca birleştirmiştir.Çağdaş kültür verilerinden de yararlanarak halk şiirinin dil deyiş ve öz açısından zenginleşmesine katkıda bulunmuştur. Zengin, aydınlık, iyimser iç dünyası, şiirlerine de yansıtmıştır. Şiirlerinde yerel deyişlerle beslenmiş arı bir dil kullanmıştır. Bilime gelişime inanan demokrasiyi yücelten, yurt sevgisini öne alan ozan 1940 ların kültür politikasının da etkisiyle geniş kitlelerce tanınmış ve sevilmiştir.

Doğa sevgisini ve toprağa bağlılığı güçlü bir biçimde vurgulayan "Kara toprak" şiiri ozanın duyum gücünü, yaşamı algılayış ve yorumlayış biçimini de yansıtır.

Şiirleri: Deyişler (1944),sazımdan Sesler (1950), Dostlar Beni Hatırlasın (1970) adlı kitaplarda toplanmıştır.

Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sadık yârim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sadık yârim kara topraktır.

Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sadık yârim kara topraktır.

Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
Kazma ile döğmeyince kıt verdi
Benim sadık yârim kara topraktır.

ATTİLA İLHAN

 attila ilhanMenemen 1925 Şair ve yazar İzmir’deki öğrencilik yıllarında özendiği yasa dışı örgüt kurma suçlamasıyla öğrenimi bir süre engellendikten sonra İstanbul Özel ışık lisesini bitirdi.(1946)Aynı yıl tanınmayan bir yazar olarak CHP şiir yarışmasında C.S.Tarancı'dan sonra ikincilik ödülü alması (Cebbaroğlu Mehmet) dikkatleri üzerine çekmesini sağladı. Üç kez gidip altı yıl kaldığı Paris kültür çevrelerinde beslendi. Gözlem ve okumanın bütün nimetlerinden yararlandı.Sinemaya emek verdi.(eleştiri ve senaryolar Ali Kaptanoğlu takma adıyla) Kalemini uzun süre gazetecilikte kullandı.(Demokrat İzmir Gazetesi genel yayın yöneticiliği,başyazarlığı,1975)bilgi yayınevi'nin Ankara'da danışmanlığını yürüttü.Çeşitli gazetelerde günlük ve haftalık yazıları yayınlanmakta olup.1982 :Batının deli gömleği ,1982 ,Sağım solum sobe1985,şiir deneme roman köşe yazısı senaryo eleştiri türlerinin hepsinde benzersiz ürünler veren Attila İlhan yazarlığının istediği özgün ve saygın eserler oluşturarak saygın bir yer edindi.Gençlik yıllarında ki  toplumcu görüşlerinden tamamen uzaklaşmadıysa da özellikle dil ve cinsel sağlık konularında zaman zaman gerilere düştü.Soğalın karşısındaki her çeşit sapıntılara özgürlük adına gereğinden çok önem verir göründü.Şiirsel anlatımını romanlarında da geçerli kıldığı yanılgı dönmeleri oldu.

Şiir kitapları:sisler bulvarı,Yağmur Kaçağı,Ben sana mecburum,Bela çiçeği,Yasak Sevişmek,Tutuklunun günlüğü,TDK şiir ödülü.Böyle bir sevmek,Elde var hüzün,İlk iki romanından sokaktaki adam,Zenciler birbirine benzemez,Kurtlar sofrası(2 cilt),Bıçağın ucu,Sırtlan Payı,Yaraya tuz basmak,Fena Halde Leman,Dersaadette sabah ezanları,Hoca Hanım Vay.

Gezi notları:Abbas yolcu Ayrıca Hangi sol,Hangi Batı,Hangi Seks,Hangi sağ,Gerçekçilik savaşı,Hangi Atatürk,

ATİLLA ÖZKIRIMLI

(1942-   ) Yazar Adana ve Maraş Liselerinde okudu.İstanbul Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Fakültesi’ni  Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi.(1968) Hacettepe Üniversitesi Temel Bilimler Yüksek Okulu'nda öğretim görevlisi olarak çalıştı.(1969–1972) Gazete ve Yayınevlerinde düzelticilik ve Danışmanlık yaptı.(1973–1978) İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü'nde başladığı  Edebiyat Öğretmenliğini İstanbul Devlet Konservatuarında sürdürdü.İlk şiir ve öyküleri Su ve Düzlem dergilerinde yayınlandı.(1963).Sonraları Türk Dili,Soyut, Papirüs, Milliyet sanat, Cumhuriyet, Birikim gibi dergi ve gazetelerde yayınlanan kitap tanıtma yazıları ve eleştirileriyle tanındı. Edebiyat tarihine ilişkin incelemeleri de vardır.

Başlıca eserleri: Kabusname(1973),Nedim (1974),Ahmet Haşim (1974),Tevfik Fikret (1978),Sabahattin Ali (1979),Türk Edebiyatı Ansiklopedisi (4 cilt 1982)

ATTİLA

Batı Hun hükümdarı (400–453)

Babasının sağlığında gençliğinin bir kısmını Roma'da geçirerek onların siyaset ve askerlik bilgilerini öğrendi. Amcası , Ruga'nın ölümü  üzerine kardeşi Bleda ile birlikte tahta çıktı.445 te kardeşini öldürerek tek başına imparator oldu.Bizanslılar la önceden yaptığı anlaşmayı bozarak büyük bir ordu ile Balkan seferine çıktı,bugünkü,Büyük Çekmece'nin bulunduğu yere kadar ilerledi.Burada Bizanslılar la Anatolios antlaşması'nı yaptı. Bizans oldukça ağır şartlarla bu antlaşmayı onaylamak zorunda kaldı.Ama447 de yeni bir antlaşmayla şartlar yumuşatıldı.

Bu tarihten sonra Attila Bizans'la değil   Batı Roma İmparatorluğu ile uğraştı.451 de çıktığı Galya seferi hem Roma ordularını hem de Hunlar'ı ağır kayıplara uğrattı.Attila Tuna kıyısına çekilip kışı geçirdi.Askeri eksiklerini ve kayıplarını gidererek Kuzey İtalya'ya yürüdü.452;Roma 'ya kadar ilerledi.Ordusu bitkin düşen Attila ,Papa ll Leo'nun ricasını kabul etmek bahanesiyle Roma'ya girmekten vazgeçerek geri çekildi.453 te evlendiği gece ölü olarak bulundu.

Attila sade bir hayat süren zalim ama çevresinde adil olarak tanınan bir hükümdardı. Yaptığı sürekli akınlar ve savaşçılığı nedeniyle Batı halklarınca "Barbar" diye nitelendirildi.Oysa o dönemlerin diğer hükümdarları ondan daha az kan dökmüş değildir.Burada önemli olan,o dönemde Avrupa'da Hıristiyanlığı kabul etmeden kalmış tek büyük kitlenin , Hunlar olmasıdır.Bu da Hıristiyanların Hunların güçlü hakanına niçin "barbar,zalim,yıkıcı" sıfatlarını yakıştırdıklarını anlaşılır kılar.Şaman dininden olan Attila'nın Hun devleti açısından önemi 45  i aşkın ayrı soydan gelen kavim ve devleti kendi birliği altında toplamasıdır.Hunlar bu liderden yoksun kaldıklarında dağılmış,eriyip gitmişlerdir.

ATATÜRK MUSTAFA KEMAL

 1881–1938 T.C.Kurucusu ilk Cumhurbaşkanı.Selanik te Kasımıye mahallesi’nde doğdu annesi Zübeyde Hanım Babası gümrük kolcusu Aliriza Efendi'dir.Ailesinin beş çocuğu olmuşsa da makbule dışındakiler yaşamamıştır.Mahallesinde başladığı öğrenimine babasının ölümü üzerine bir süre ara vermek zorunda kaldı.1893 yılında Selanik Askeri Rüştiyesi’ne başladı.1896 yılında Mustafa Kemal Manastır Askeri lisesi'ne girdi.Makedonya'nın bu önemli kenti o nu derinden etkiledi.Lise sonrası 1899 da İstanbul'da harp okluluna başladı.Derslerindeki başarı ve ardından 11 Ocak 1905 te kurmay yüzbaşı rütbesiyle orduya katıldı.
Bu arada siyasal etkinliklerini sürdürdüğü gerekçesiyle tutuklandı. Serbest bırakıldıktan sonra Şam'da 30.süvari alayı'na atandı."Vatan ve hürriyet" cemiyetini kurdu. Ekim 1906.Cemiyetin bir şubesini kurmak için Selanik'e gitti. Dönüşünde Makedonya'da ki Manastır 3.ordu kurmay başkanlığına atandı. Manastır'a giderken Selanik'teki karargâhta görevlendirildiğini öğrendi. Selanik’te İttihat ve terakki cemiyetine girdi.

Kısa bir süre sonra ll. meşrutiyet ilan edildi.31 Mart olayından sonra İstanbul'a gelen Harekât ordusunda Kurmay heyetinde yer aldı. Ordunun siyasetten uzak olmasını isteyen M.Kemal çeşitli dış görevler alarak İstanbul'dan uzak kalmayı yeğledi.
İtalyanların Trablus’u işgal etmeleri üzerine M.Kemal Mısır üzerinden gizlice Trablusgarp'a geçti. Orada gizlice buluştuğu Osmanlı subayları ile  İtalyanlar a karşı savaştı.9 Ocak 1911 de Tobruk savaşı'nın kazanılmasında büyük katkısı oldu. Bu nedenle binbaşılığa yükseltildi.

Balkan savaşları ile Edirne yakınlarına kadar gelen Bulgar ordusundan Edirne'yi geri alan ordunun oluşturulmasında önemli rol oynadı.

Balkan savaşının bitiminden 1.Dünya Savaş'ının başlamasına kadar olan dönemde Sofya'da Askeri ateşe olarak görev yaptı. Burada yarbaylığa yükseltildi.
1.Dünya Harbi'ne girilmesine karşı olan Mustafa Kemal bir oldubitti ile Osmanlı Devletinin savaşa girmesi üzerine aktif görev isteyen Mustafa Kemal 19.Tümen komutalığı ve ardından katıldığı Çanakkale Savaşları'nda  Koca çimen, Arıburnu ve Conk bayırı nı güçlü bir dirençle savundu. Bu başarısı sonucu Haziran 1915 te albaylığa yükseltildi. Anafartalar Grubu komutanlığına getirildi.1916 da Doğuya giderek Bitlis ve Muş'u Ruslar dan geri aldı.Mirlivalığa yükseltilerek Suriye'ye Yıldırım Orduları Grubu komutanlığına atandı.1917 de Vahdettin'in Almanya gezisinde görevlendirildi.1918 de Vahdettin Padişah olunca M.Kemal Padişah tarafından yeniden Suriye'deki ordu komutanlığına atandı.Ordusununun çölde kırılmasını önleyerek Şam'a çekilmesini sağladı.sağlam bir savunma hattı kurdu.30 Ekim 1918 de Mondros Ateşkes antlaşması ile Osmanlı devletinin yok olma fermanı hazırlanmış bu durumu İçine sindiremeyen M.Kemal Padişah ve ülkenin ileri gelenleriyle yaptığı görüşmelerden istediği sonucu alamayınca  tek çıkar yolun bir kurtuluş savaşı olduğunu fakat bunun için Anadolu'ya geçilmesi gerektiğini planlayıp  ardından da Anadolu'daki Pontus çetelerinin hareketlerini takip ve bastırması için 3.Ordu müfettişliğine atandı.

19 Mayıs 1919 da Samsun'a çıktı. İlk olarak Müdafaa-,hukuk Cemiyetlerinin birleşmesini sağlamaya çalıştı. Çalışmalarından rahatsız olan İstanbul hükümeti  onu geri çağırınca görevinden istifa etti.23 Temmuz–7 ağustos 1919 da Erzurum Kongresi ardından 4–7 Eylül 1919 da Sivas Kongresi toplandı burada Anadolu ve Rumeli Müdafaa i hukuk cemiyeti kuruldu. Böylece cemiyetler arasında birlik sağlandı.27 Aralık 1919 da Ankara 'ya geçti.İstanbul'da toplanan Millet meclisi Misak-ı Milliyi kabul etti.İtilaf devletlerinin İstanbul'u işgal etmelerinin  ardından Millet Meclisi de dağıtıldı.

23 Nisan 1920 de Ankara’da T.B.M.M. toplandı M.Kemal İlk başkan seçildi.30 Nisan da da TBMM Türkiye nin tek temsilcisi oldu. Yunanlıların Anadolu'da ilerleyip Sakarya'ya dayanması üzerine Mustafa Kemal'e Meclis tarafından Başkomutanlık ve tam yetki verildi.22 gün ve 22 gece süren savaşta Yunan ordusu perişan bir halde geri çekildi. Meclis bu büyük zaferden sonra M.Kemal'e MAREŞAL  RÜTBESİ VE GAZİLİK UNVANI VERDİ.

Bir yıl boyunca Baş Komutanlık yetkisi üçer aylık sürelerle uzatıldı.

26 Ağustos 1922 de büyük Taarruz başlatıldı. Baş Komutan M.Kemal Paşa harekâtı yönetmek üzere Kocatepe'ye geldi.30 ağustos günü Dumlupınar Meydan Muharebesi kazanılınca Yunan Ordusu'nun kaçışı başladı. Türk ordusu 9 Eylülde İzmir'e girdi.11 Ekim 1922 de Mudanya Mütarekesi’nin imzalanmasıyla savaş sona erdi. Bunu 11 ay süren diplomatik mücadelelerden sonra imzalanan Lozan Antlaşması izledi.24 temuz1923
9 Eylül 1923 te cumhuriyet Halk Fırkası'nı kurdu.29 Ekim 1923  te Cumhuriyet ilan edildi. M.Kemal İlk Cumhurbaşkanı seçildi.26 Kasım 1934 de meclis tarafından kendisine Atatürk soyadını verdi."Yurtta sulh cihanda sulh" ilkesini benimsedi.10 Kasım 1938  sabahı saat 09.05 te Yaşama gözlerini yumdu.

AZİZ MAHMUT HÜDAİ

Celvetiye tarikatının kurucusu. Din bilgini şair.(Koçhisar 1542-Üsküdar 1628) Babası fazlullah; Mahmut bin Mahmut tarafından yetiştirildi. Derslerini izlediği Molla Nazırzade'nin ardından Edirne ye giderek hocasına muid (yardımcı ) oldu.1570.Bir süre hocasıyla birlikte Şam ve Mısır'da yaşadı.Halvetiye tarikatından şeyhle tanıştı.1573 te döndüğünde Bursa'da müderris oldu.1576 da gördüğü bir rüyanın etkisinde kalarak Şeyh Üftade'nin tarikatına girdi.Üsküdar da küçük Çamlıca'da ki çilehane'ye çekildi.1594–1595 de tekke ve mescidi yapılıncaya kadar   da Rum Mehmet Paşa camisi yanındaki bir evde kaldı.(1584–1594) İçinde semahane,kütüphane,çeşme,türbe,imaret ve hücrelerinde bulunduğu tekke,şairlerin, müzikçilerin din bilginlerinin toplandıkları yer durumuna geldi.Hüdayı 1593–1594 te Fatih Camisi'ne vaiz oldu.Mescidi genişletilip camiye dönüştürülünce vaazlarını burada vermeye başladı.S.Ahmet camisi ibadete açılınca Padişah 1.Ahmet'in isteğiyle bu camide ayda bir vaaz verdi.Padişah ve Valide Handan Sultan da kurduğu celvetiye tarikatına girdiler.Daha sağlığında hakkında birçok menkıbe yaygınlaşmıştı.

Ölümünden sonra Üsküdar da camisinin yanında ki türbeye gömülünce külliyesi bir ziyaret yeri oldu. Tekke ve tasavvuf şairlerinin önde gelenlerinden sayılır. Şiirlerinden bir bölümünü hece bir bölümünü aruz ölçüsünde yazmıştır. Bir divan’ı vardır. Bunun dışında Türkçe ya da Arapça olarak yazdığı eserlerinden başlıcaları Nfaisü-l Mecalis,tarikatname,Tezakir -i hüdayi,Fenafillâh ve Bekabillah konusundaki Türkçe manzum ve Necat-ül Garik fi-l-Cem   vet-Tefrik

..

...

Lütfen Paylaşalım

.

site ekle site ekle http://www.iyisayfa.net/