foto1
Belge form dökümanlar evrak
foto1
Windows word excel powerpoint access frontpage ms paint
foto1
Soru bankası tüm sınıflar branşlar için sorular bilgisayar testleri
foto1
Eba zümre plan hem zümre ve planları
foto1
Açıklamalı atasözleri ve deyimler biyografiler il il Anadolu efsanleri
Atama sorgu zümre eba sivil savunma öğretmen ders kitapları hem gorev dağılımı öğretmen nobet çizelgesi çevre formu çalışma programı arşiv açık öğretim osym teog yök duyuru trafik işaretleri sözler bilmeceler deprem beynimiz çocuğa dini bilgiler sorular cevaplar verimli ders çalışma burs verenler üniversiteler güvengen davranış meb yüz eser sınav soru cevap amerikanın keşfi soykırım Türk tarihi devletleri eğitim motivasyon videoları word excel point mspaint wordart program yazılım donanım skype ascii dos outlook internet frontpage .Read More...

Bizim Okul

İdareci öğretmen ve öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi

.

...

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

 

 

ALEMDAR MUSTAFA PAŞA

 ALEMDAR MUSTAFA PAŞARusçuk ayanı Sadrazam. Hotin 1765-İstanbul 16 Kasım 1808. Yeniçeri Hacı Hasan Ağa'nın oğludur. İlköğrenimini Rusçuk'ta gördü.İstanbul'a gelip Yeniçeri ocağına girdi.

Osmanlı -Rus, Osmanlı-Avusturya savaşlarına katıldı.1787 Rusçuk'a döndükten sonra Tirsinikoğlu İsmail Ağa'nın hizmetinde göze girip ağanın haznedarlığına ve askeri birliklerinin bayraktarlığına yükseldi. Rusçuk'u kuşatıp inatçı saldırılardan vazgeçmeyen Pazvandoğlu'na karşı kazandığı zaferler nedeniyle Hassa Hasekiliği Hassa silahşoru, ........Tirsinikli ölünce de  Alemdar Rusçuk'a gelip yönetime el koydu. Hükümetçe Rusçuk Ayanlığı'na atandı. Yılıkoğlu ayaklanmasında Silistre'yi   ele geçirdi. Rus saldırılarına karşı Sağlam savunma önlemleri aldı. İsmail Kalesi’ni Ruslardan geri aldı. Avrupa'daki özgürlük hareketleri ile cephelerde Rus askeri hareketlerini düzenli olarak İstanbul'a bildirdi. Kendi askerleriyle Rus ordusunu yenip Tuna gerisinde üstünlük kurduktan sonra vezir rütbesi ve Tuna Seraskerliği ile Siliste Valiliğine atandı.

İstanbul da ayaklanma sonucu öldürülen lll. Selim’in yerine taht'a ll. Mahmut’u çıkardı. Sekban-ı Cedit adıyla düzenli asker ocağını kurdular. Zamanla padişah'ı Alemdar aleyhine ikna ettiler. Bir süre sonra Alemdar Babıâli baskınıyla karşılaştı. Ayaklanmacılar Babıâli’yi kuşatıp çevreyi ateşe vermiş dışarı çıkan Sekbanları öldürmüş yanında birkaç adamıyla tek başına kalan alemdar beklediği yardımda gelmeyince mahzendeki barut fıçılarını ateşleyerek saldırganların bir bölümü ile kendiside öldü. Uzun aramalardan sonra bulunan cesedi At meydanına getirilip bir ağaca asıldı üç gün bekletildikten sonra Yedikule'ye getirilip bir kuyuya atıldı. Kemikleri 19 yıl sonra çıkarılıp yakın bir yere gömüldü. Öğrenimi olmayan Uzak görüşlü, Yiğit, cesur bir devlet adamıydı.

Alemdar Vakası:

Yeniçeri ayaklanması 15 (Ekim 1808) Olağanüstü şartlarda sadrazamlığa getirilen alemdar Mustafa Paşa'nın devleti düzene sokma çabaları, pek çok kişi ve kesim tarafından tepkiyle karşılandı. Alemdar’ın tahta çıkardığı Mahmut ll imzalamak zorunda kaldığı senedi ittifak ve Rusçuk yaranının artan nüfuzu nedeniyle Alemdar'dan hoşnut değildi. Ulema, azalan saygınlığından yakınırken Yeniçerilerde  Sekbanı cedit’in kuruluşunu kuşkuyla karşılamakta ve Alemdar'ın ocağı düzene sokmak girişimlerine tepki göstermektedir. Askerlikle ilgileri kalmadığı halde ocak defterine kayıtlı Yeniçerilerin ocaktan çıkarılması esame satışının yasaklanması, Yeniçeri subaylarına sağlanan gedik, gibi birtakım çıkarların engellenmesi üzerinde ocaklıların Alemdar' a düşmanlıkları arttı. Fatih camiinde vaaz vermekte olan Abdullah Kuşmani Efendi'nin talimli sekban askerini övüp, halkı sekban ocağına yazılmaya çağırması, camide ulema ile yeniçeriler arasında bir kavganın çıkmasına  yol açtı. Bab-ı âli duvarlarına "Rumeli'den geldi bir çıtak/Bayram ertesi ya kılıç oynayacak ya da bıçak" yazan yeniçeriler sadrazama tepkilerini ortaya koydular. Alemdar Yeniçerilerin tepkilerini pek önemsemedi. Yakınlarının uyarılarına karşın  Bir takım manav, kayıkçı Leblebici güruhu ne yapabilir diye hiç bir önlem almadı. Sekbanları İstanbul'un çeşitli yerlerindeki kışlalara dağıttı. Kendisini destekleyen Rusçuk Yaranına da orduları ile birlikte yörelerine dönmelerine izi n verdi. Alemdar’ı ortadan kaldırmakta kararlı olan yeniçeriler, harekete geçmek için uygun ortam beklemeye başladılar. Kadir gecesi İftar yemeğinden Babı âliye dönen sadrazam 'a yol açmak isteyen adamlarının kalabalığı döverek dağıtmaları halkın tepkisine yol açtı. Bu olayı fırsat bilen yeniçeriler harekete geçtiler. Kendilerine katılmayı reddeden yeniçeri ağası Mustafa Ağa'yı öldürdüler. Ardından Babı Ali yi kuşattılar. Sekbanlardan yardım isteyen Alemdar cevap alamayınca tek başına vuruşmak zorunda kaldı. Sonunda konağındaki cephaneyi ateşledi, saldırgan birkaç yüz yeniçeri ile birlikte öldü. Babı Ali'de Alemdar'ın kuşatıldığını duyan ll Murat Yeniçerilerin her ayaklanmada olduğu gibi saraya yöneleceğini düşünerek savunma önlemleri aldı. Çavuşbaşı Arnavut Memiş Efendiyi sadrazam kaymakamı atadı, Kaptanıderya Ramiz Paşa ile Üsküdar'da ki sekbanların seraskeri Kadı Abdurrahman Paşa'yı emrindeki sekbanlarla birlikte saraya çağırdı. Ramiz Paşa, Levent çiftliğindeki sekbanları, topçu askerini, sekbanlarla birlikte Topkapı sarayına getirdi. Alemdarın o gece ve ertesi günü direnmesi saraya savunma için zaman kazandırdı. Saraya saldıran yeniçeriler sekbanların ateşiyle püskürtüldü. Bunarın bir kısmı karşı oldukları devlet büyüklerini  arayıp öldürmeye koyuldular. Rusçuk yaranından sadaret Mustafa Refik Efendi öldürüldü. Tahsin ve Behiç Efendiler kaçtılar. Mustafa lV ün yeniden tahta çıkarılacağı söylentilerinin yayılması üzerine sarayda toplanan vezirler Şeyhülislamdan bir fetva alarak Mahmut ll nin de onayıyla eski padişah Mustafa lV ü boğdurttular.

16 Kasım sabahı yeniçeriler, Ayasofya minarelerinden Sarayın bahçesine ateş etmeye başladılar. Erzakları biten sekbanlarda saraydan çıkış yaparak üç koldan Yeniçerilere saldırdılar. Bir bölümü cebeci kışlasını ele geçirdi. Yeniçeriler kışlayı ateşe verince, çıkan yangın Divan yolu, Sultan Ahmet, Ayasofya taraflarına yayıldı. Bu sırada Padişahta donanmanın ayaklanmaya katılanlara ateş açmasını emretti. Ağa kapısına düşen gülleler yeniçerilerin moralini bozdu, dağıldılar. Ulema yeniçerilerin bağışlanmalarını ve isteklerinin yerine getirilmesi için aracılık yapmayı üstlendi. Ulemanın ileri gelenlerinden birkaçı Padişahın huzuruna çıkarak isteklerini ilettiler. Ayaklananların dağılması şartıyla ateşkes uygulandı. Ancak 17 Kasım sabahı, bir kısım ayaklanmacı Kandıralı Mehmet adlı zorbanın kışkırtmasıyla Tersaneyi ele geçirdi. Her ayaklanmada olduğu gibi Yeniçeri kazanları da Et meydanına getirildi. Üsküdar ve Levent  Çiftliği’ndeki sekban kışlaları ele geçirildi. Yeniçerilerin duruma egemen olduğunu gören Kabdan-ı derya Ramiz Paşa, sekbanların komutanı Kadı Abdurrahman Paşa ve Bahriye Nazırı Moralı Ali Efendi kendilerini tehlikede gördüklerinden bir gemiyle saraydan kaçtılar. Ancak birçoğu yakalanıp öldürüldü.18 Kasım Sabahı bostancıların açtığı kapıdan saray bahçesine giren yeniçeriler, sekbanlardan 300–400 ünü daha öldürdüler. Sağ kalanlar kaçtı. Daha sonra Üsküdar yakasından sekbanların barındığı Selimiye Kışlası yakıldı. İstanbul'da duruma egemen olan Yeniçeriler suçladıkları vezir ve öteki yöneticilerin bir listesini Padişaha yollayıp bunların idamını, sekban ocağının kaldırılmasını istediler. Yeniçerilerin isteğine uyularak Şeyhülislam Esat Efendi değiştirildi. Alemdar’ın desteklediği ya da onun tarafından atanan kişiler İstanbul dışına sürüldü; Sekbanı Cedit Kaldırıldı. Bu ayaklanma yeniçerilerin isteklerinin yerine getirildiği son ayaklanma oldu.

Ali  ÇETİNKAYA

 Ali  ÇETİNKAYAAfyonkarahisar 1878-İstanbul 1949 Asker hükümet adamı. Bursa Askeri İdadisi'ni ve 1898 de de Harbiye Mektebi'ni bitirdi. Makedonya ve Arnavutluk'ta çetelere karşı savaşan Osmanlı Ordusu'nun yaptığı çatışmalara katıldı.

1907 de İttihat ve Terakki Cemiyetine üye oldu. İkinci Meşrutiyet'ten sonra 1908 Bulgaristan'daki çete etkinliklerini bastırmakla görevlendirilen birliğin komutanlığına getirildi.1911 de Trablusgarp'a giderek İtalyanlara karşı Mustafa Kemal ile birlikte Derne'de savaştı. l.Dünya Savaşı’nda  çeşitli cephelerde görev aldı.1917 de Kaymakamlığa (Yarbay) yükseldi.

Mondros Mütarekesi’nden sonra Ayvalık'ta ki 172.alay komutanlığına getirildi.29 Mayıs 1919 da İzmir den sonra Aydın ve Manisa'yı da alan İşgalci Yunan kuvvetlerine karşı 172 Alay ile Ayvalık ta direnişe geçti. Halkın bu direnişe katılmasını sağladı. Ocak 1920 den son Osmanlı Meclis-i Mebusanı'na Afyon Karahisar mebusu olarak katıldı.16 Mart 1920 de İngilizlerin Malta'ya sürdüğü önde gelen Türk Asker, hükümet ve siyaset adamları arasındaydı.1921 de İngilizler kendisini serbest  bırakınca  Ankara 'ya  geldi ve Afyon Karahisar Milletvekili olarak TBBM ye girdi.

TBBM de ölümüne kadar Afyonkarahisar'ı temsil etti. Meclis’te Müdafa-i Hukuk Grubu içinde yer aldı. Halk fırkası kurulunca partinin  meclis grubu başkan vekilliğine getirildi.1926 da Ankara'da kurulan İstiklal Mahkemesinin başkanlığında bulundu.16 Şubat 1934–3 Nisan 1939 arası İsmet İnönü, Celal Bayar, Refik  Saydam ın kurduğu hükümlerde Nafia vekili İkinci Saydam Hükümeti’nde  31 Mayıs 1939–22 Kasım 1940 arası Muhabere ve Münakale Vekili olarak görev aldı.Adı çeşitli yerlere verildi. 

ALİ FUAT BAŞGİL

 ALİ FUAT BAŞGİLHukukçu öğretim görevlisi (Samsun/Çarşamba 1893 - İstanbul 1967) Çarşamba Rüştiyesi’nden  sonra 1921 de Paris Bufon Lisesi'ni 1925 te Grenoble üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi.1928 de Paris Hukuk Fakültesi’nde doktorasını verdi.

1929–1930 arası Maarif Vekâleti yüksek Tedrisat umum müdür muavini olarak çalıştı.1930 da Ankara Hukuk Mektebi'ne doçent oldu.1931 de Profesör oldu. Bu süre içinde Hukuk Fakültesi’nde   Roma Hukuku dersleri okuturken aynı zamanda Gazi Terbiye Enstitüsü'nde Medeniyet tarihi dersleri verdi.1933 te İstanbul Hukuk Fakültesi Esasa Teşkilat Hukuku (anayasa) Profesörlüğüne atandı.1938 de İstanbul Hukuk Fakültesi dekanı oldu.1939 da Ordinaryüs Profesörlüğe yükseldi.1942 de Ankara'da Mülkiye Mektebi Müdürlüğü'ne getirildi.27 Mayıs 1960 tan sonra 147 öğretim görevlisi ile birlikte üniversiteden uzaklaştırıldı.

1961 seçimlerinde AP listesinde bağımsız Samsun Senatörü oldu. AP kendisini Cemal Gürsel 'e karşı Cumhurbaşkanı adayı gösterdi. Yapılan uyarılar karşısında adaylıktan ve senatörlükten çekildi. İsviçre’ye gitti. Ocak 1962 -Aralık 1964 arası Cenevre Üniversitesi’nde Türk Tarihi ve Dili dersleri verdi.1965 seçimlerinde Samsundan AP milletvekili seçilerek yeniden TBMM ne girdi.

Başlıca eserleri: Hukuk sorunları (1928),Esas Teşkilat hukuk dersleri (1934),Hukuk'un ana meseleleri ve müesseseleri (1948),Seçim sistemimizin kıymeti ve eksiklikleri (1948),Demokrasi ve Hürriyet (1949),Türkiye Siyasi Rejimi ve Anayasa Prensipleri (1957),İlmin ışığında (1960),27 Mayıs İhtilali ve sebepleri (1966)

ALİ FUAT CEBESOY

 ALİ FUAT CEBESOYAsker ve hükümet adamı.(İstanbul 1883-ay.y.1968)sınavla girdiği harbiyeyi 1905 te bitirerek Kurmay yüzbaşı oldu.Beyrut Selanik’te stajını yaparak Kolbaşılığa yükseldi. (1907) Rumeli'nin çeşitli bölgelerinde eşkıya izledi.

Osmanlı –İtalya savaşından önce Roma’da Ateşemiliter olarak görev aldı.(1908–1911). Balkan savaşı sırasında Kolordu Erkânı Harp başkanı sıfatıyla Yanya’nın savunmasında gösterdiği yararlılık sonucu Kaymakamlığa(Yarbay) yükseltildi. Birinci Dünya savaşındaki başarılar nedeniyle Miralay(albay)(1915) ve mirliva (tuğgeneral) terfi ettirilerek (1916) 20. Kolordu komutanlığına atandı. Amasya protokolüne imzacı olarak katıldı. Daha sonra kolordusuyla Ankara’ya gelip Yunan kuvvetlerinin Batı Anadolu’da ilerlemeleri karşısında ilk çete birliklerini kurarak direnme cephesi oluşturulmasına katkıda bulundu. Sivas kongresi ile benimsenen ilkeler ışığında Umum KUVAYI Milliye komutanlığına getirildi. Bir süre Batı Cephesi’nde içinde Çerkez Ethem kuvvetlerinin de bulunduğu çetelere ve yeni yeni oluşturulmaya başlanan düzenli birlikleri komuta etti. Yerine İsmet Paşa atanınca Kendisi olağanüstü yetkilerle Moskova’ya büyükelçi olarak atandı. Moskova’daki görüşmeleri sayesinde Kurtuluş savaşına Rusların silah ve para desteği sağlandı.yurda dönüşünde Konya'dan Milletvekili seçilerek meclis ikinci başkanlığına geldi ve bu görevi uzun süre devam etti. Kurtuluş savaşından sonra ll.ordu müfettişliğine atandı.1924 te ordudan ayrılıp Konya’dan Milletvekili seçildi. Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası ‘nın kurucuları arasında yer aldı. Fırkanın ilk genel sekreteri oldu.

Şeyh Sait isyanının doğurduğu kargaşa ardından partisi kapatıldı ve İstiklal Mahkemesince Atatürk’e karşı suikast düzenlemek suçuyla İstanbul'da Tutuklandı.

İzmir İstiklal Mahkemesince yargılandı ve Kazım Karabekir’le birlikte aklandı.1960 tan sonra siyasal yaşamdan çekilerek anılarını yazdı. Eserleri: Milli mücadele Hatıraları, Moskova Hatıraları, Siyasi hatıralar, Sınıf arkadaşım Atatürk

ALİ (Hz. Ali)

Dördüncü halife,(Mekke 598-küfe 661) Mekkeli Kureyş Kabilesinin Haşimi ailesinden kısaca Ebu Talip diye anılan ve Hz. Muhammet’in amcası olan Abdülmuttalip bin Abdülmenaf  ile Eset kızı Fatma'nın oğlu,Hz. Muhammet’in amcasıoğlu ve damatıdır. Kâbe’de doğdu (Eski Arap takviminde Fil yılından 30 yıl sonra ) doğduğunda babası iş nedeniyle Mekke dışında olduğundan annesi ona Eset ya da Haydar adını koydu. Fakat babası dönünce Ali adını koydu. Tam adı Ali bin Ebu Talip'tir. O çağ Araplarında kendi adından başka bir kimlik (künye) adı taşımak gelenekti. Bu gelenek gereğince Babasınınki Ebu Talip olduğu gibi Ali'nin kimliği (künyesi) Ebu Hasan idi. Ayrıca Peygamberin verdiği Ebu turab, anasının koyduğu adlardan ötürü Alevilerce Haydar ,  Esedullah (Tanrının aslanı) ,Murtaza(Razı olan)Kur'an da geçen seyfullah (Tanrının kılıcı),yaygın biçimde kullanılan Emirül müminin (İnananların Emiri) gibi takma adlarla anılır.Ailesinin yeterince varlıklı olmaması nedeniyle Ali'yi Hz.Muhammet yanına alıp büyüttü.

Hazreti Ali, Hz. Muhammet’in peygamberliğini kabul edip Müslüman olanlardan, Peygamberin eşi Hatice ile birlikte ya da ondan sonraki üç kişiden biridir. Bir söylentiye göre kendisi "Peygambere peygamberlik Pazartesi günü geldi, ben salı günü müslüman oldum" demiştir. Aşere-i Mübeşere(cennetle müjdelenen on kişi )arasındadır. Peygamberin amcasıoğlu ve damadı olmasından başka mektupçusu Vahiy Kâtibi idi. Aydın ve bilgin bir kişi idi.

Muhammet Mekke'den Medine'ye göçerken ayrıldığını gizlemek ve üzerindeki bir takım emanetleri sahiplerine teslim etmek için Hz. Ali'yi seçti. Mekkeli karşıtları Peygamberimizi öldürmeğe geldiklerinde onun yatağında Ali'yi buldular. Hz. Ali hicretin birinci yılında 622 Muharrem ayında Fatma ile evlendi. Medine’de Müslümanların Mekkeliler le ilk savaşında 623 Peygamberin sancağını o taşıdı. Tebük dışında Peygamberin bütün savaşlarına katıldı ve en yakınında bulundu. Bedir ve Uhut savaşlarında cesur yürekliliği , kılıç gücü, yararlıkları ve özverisiyle öne çıktı. Müslüman güçleri birleştirdi. Kazanılan yengilerin baş öğesi oldu. Fadek bölgelindeki Beni Sa'd adlı Yahudi kabilesi üzerine akında 627 ,Mekke'nin alınışında 628 Tay kabilesi ile savaşta, Medine yöresinin alınmasında komutan ve savaşçı olarak üstün kahramanlıklar gösterdi. Katılmadığı Tebük seferi'nde Medine'de Hz. Muhammet'in yerine vekil kaldı.630 Mekkeliler le yapılan Hudeybiye barış antlaşması belgesini Hz. Ali yazdı. Kabeyi Putlardan temizlerken Peygamberin yanında idi.Mekke'yi ziyaret eden Müslümanlara buyruklarını ve Berae Suresi’ni bildirmek için Peygamber onu görevlendirdi.Son Hac'da da Yemen çevreşindeki görevini bırakıp yanında bulunması için Hz.Ali'yi çağıdı.Son günlerinde yanından ayırmadı.

Muhammet'in ölümünden sonra her halife seçiminde Hz. Ali Halifeliğin kendi hakkı olduğu, ötekilerin halifeliğini tanımaması yönündeki önerileri geri çevirdi. Hz.Ebubekir, Ömer, Osman'a biat ederek çıkabilecek kargaşalıkları önledi. Ömer zamanında kadılık görevini üstlendi. Medine’den ayrılışında Halifeye vekillik etti. Hicret’in takvim olarak kabulünü önerdi Hz. Osmanan zamanında Kadılığın yanısıra eğitim öğretim işlerini de üzerine aldı. Halife ile şikâyetçiler yahut başkaldıranlar arasında aracılık etti.

Osman'ın öldürülmesinden bir hafta sonra halifeliği kabul etti.24 Haziran 656 biat töreni Hz. Muhammet’in mescidinde oldu. O sırada Basra'da bulunan Hz. Muhammet’in eşi Ayşe, Hz. Osman’ı öldürenlerin bulunup öldürülmesi gerekçesi ile Hz. Ali’ye biat etmedi. Önce biat eden Talha ve Zübeyr' de  sonradan Hz. Ayşe’ye katıldılar. Bu sırada Şam valisi Muaviye' de Hz. Ali ye baş kaldırdı. Hz. Ali kendisine bağlı güçlerle önce Basra üzerine yürüyüp Ayşe, Talha ve Zübeyr' in yönettiği karşıt güçleri Hureybe'de yendi.(Hz. Ayşe bir deve üzerinde savaşa katıldığından Cemel olayı denilen savaşta Ayşe yanlısı 14.000 kişi öldü. Ayşe ile yanındaki kadınlar Mekke'ye gönderildi. Hz. Ali hazinedeki parayı halka dağıttı. Daha sonra Muaviye üzerine yürüyen Hz. Ali küfe ve Medain'e gitti. Rakka’da Fırat'ı geçip Sıffin Ovası'nda Muaviye ordusuyla karşılaştı.657.Savaşı Halife ordusu kazanırken  Amr  İbn-ül As 'ın önerisiyle Muaviye ordusu ünlü hileye başvurdu. Askerler Mızraklarına Kur'an-ı takarak "Hakem Kur'an dır" diye bağrıştılar. Hz. Ali’de Muaviye'nin anlaşmazlığın iki yandan seçilerek birer hakem arasında görüşülüp çözümlenmesi önerisini kabul etmek zorunda kaldı. Muaviye hakem olarak Amr İbn-ül As'ı Ali de çevresinin baskısıyla Ebu Musa El Aşari'yi seçti. Sorunun çözümünü iki hakeme bırakarak kendisi küfeye çekildi. Amr İbn-ül As Hz. Osman’ın öldürülmesinden  Ali'yi sorumlu tutmakta Muaviye'nin haklı olduğu ve Ali'nin halifeliğinin geçerli olmadığı konusunda Ebu Musa'yı kandırdı. Damadı Abdullah bin Ömer'in olabileceğini sanan Ebu Musa böylece Hz. Ali’nin halifelikte düşürülmesini kabul etti.658.Amr İbn-ül As da Muaviye yi Halife ilan etti. Bu olay Müslümanları üçe böldü. Ali ve Muaviye yanlılarıyla Hariciler. Böyle bir sorunun hakem olayı ile çözülemeyeceğini ve hakem seçmeye razı olan iki yanında kâfir olduğunu savunan hariciler, Halifeliğe karşı ayaklandılar. Hz. Ali Hariciler üzerine yürüyerek Nehrevan'da çoğunu kılıçtan geçirdiyse de Muaviye'nin Mısır'ın yönetimini ele geçirmesini ve Kudüs te kendini halife ilan etmesini önleyemedi. Muaviye üzerine sefer hazırlığı içinde iken Küfe'de camide Abdurrahman bin Mülcem adlı harici gönüllüsünün saldırısına uğrayan hz.Ali başından aldığı 2–3 zehirli kılıç yarasıyla öldü. Gömüldüğü yerde sonradan Necef kenti kuruldu. Bu gün o bölgeye Meşhed-i Ali denmektedir.

Ali 4 yıl 8 ay, 25 gün halifelik yaptı. Hz. Fatma’dan sonra evlendiği eşlerinden doğanlarla birlikte 15 oğlu 17 kızı oldu. Kızlarında Ümmü Gülsüm Hz. Ömer ile evlenmişti. Oğullarında Hz. Hasan ve hz.Hüseyin Peygamberin torunlarıydılar. Muhammet Hanefi ise birçok halk öyküsünün kahramanı oldu. Günümüze kalan belgelere göre Hz. Ali Koyu esmer benizli, şehla gözlü, iri göbekli, kısaca boylu, dökük saçlı, gür ve aksakallı, gülümserken dişleri görünen güzel yüzlü bir insandı. İyiliksever ve cömertti. Ölümünde bıraktığı varlık yalnızca 600 dirhemdi. Şakacıydı, nükteli konuşurdu. Güzel söz ve güzel yazının ustasıydı. İslam hukukunun da ustası kabul edilir. Gerçek hadis kitaplarında yer alan peygamber sözlerinden 586 sı ondan derlenmiştir. Şiirlerinden oluşan bir Hz. Ali divanı vardır. Hutbe ve konuşmaları Nehc-ül Belega kitabında  toplanmıştır. Mısır Valiliğine atadığı bir komutana verdiği buyrultu metni ise siyasal açıdan önemli bir belgedir.

..

...

Lütfen Paylaşalım

.

site ekle site ekle http://www.iyisayfa.net/