foto1
Belge form dökümanlar evrak
foto1
Windows word excel powerpoint access frontpage ms paint
foto1
Soru bankası tüm sınıflar branşlar için sorular bilgisayar testleri
foto1
Eba zümre plan hem zümre ve planları
foto1
Açıklamalı atasözleri ve deyimler biyografiler il il Anadolu efsanleri
Atama sorgu zümre eba sivil savunma öğretmen ders kitapları hem gorev dağılımı öğretmen nobet çizelgesi çevre formu çalışma programı arşiv açık öğretim osym teog yök duyuru trafik işaretleri sözler bilmeceler deprem beynimiz çocuğa dini bilgiler sorular cevaplar verimli ders çalışma burs verenler üniversiteler güvengen davranış meb yüz eser sınav soru cevap amerikanın keşfi soykırım Türk tarihi devletleri eğitim motivasyon videoları word excel point mspaint wordart program yazılım donanım skype ascii dos outlook internet frontpage .Read More...

Bizim Okul

İdareci öğretmen ve öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi

.

...

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

 

 

AHMET MUHİP DRANAS 

AHMET MUHİP DRANAS(1909–1980) Şair,yazar.Ankara Erkek Lisesi'ni bitirdi.Ankara hukuk,İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde okudu.Yüksek öğrenim yıllarında Ankara ve İstanbul'da çeşitli işlerde çalıştı.Daha sonra Ankara'da CHP Genel Merkezi'nde Halk Evleri kültür ve sanat yayınlarını yönetti.Çocuk Esirgeme Kurumu Yayın müdürü,Kurum Başkanı İş Bankası yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı.İlk şiiri 1926 da Mili Mecmua'da basıldı.Daha sonrada Servet-i Fünun ,görüş,Varlık, Çığır,Ağaç, gündüz,Oluş,yücel dergilerinde şiirleri yayınlandı.Dranas BaudelaireVerlaine semboliz- minden yola çıkarak kendine çözgü bir şiir kurmuştur.Şiirindeki anlatım yeni ,imgeler zengin,ses ve biçim kusursuzdur.Şiirleri ölümünden sonra bir kitapta toplanmıştır.

Tiyatro alanında da eserler veren yazar 1946 da gölgeli,1948 de O böyle istemezdi,1977 de Çıkmaz adlı oyunları sahneledi.

Başlıca eserleri: O böyle istemezdi,(1949).Şiirler (1974)Gölgeler ve Çıkmaz (Oyunlar) (1978)

AHMET NAKŞÎ 

Türk Minyatür sanatçısı, astrolog, şair (İstanbul XVl.yy.sonu-? XVll yy.başı) yaşamına ilişkin bilgiler Âşık Çelebi'nin tezkiresindedir. Ahırkapı semtinden olan sanatçı, Ahmet l döneminde (1603–1617) Süleyman iye Camisi'nin muvakkitliğini de yapmıştır. Taşköprülüzade’nin Osman ll ye sunduğu Şakaik-i Numaniye adlı çevresindeki minyatürleri, XVll. yy.Osmanlı sanatının önemli örnekleridir. Topkapı Sarayı müzesi kütüphanesinde bulunan bu yapıtta, sanatçının bu metindeki betimlemelere dayanarak çizdiği, din adamlarının ve bilginlerin düşsel portreleri vardır.

AHMET RASİM 

AHMET RASİMBabasız büyüdü, mahalle mektebinden geçtiği Darüşşafaka'da orta öğretimini bitirerek (1883) posta idaresinde memurluğa başladı, kısa bir süre sonra gazeteciliği seçerek Ahmet Mithat Efendi'nin Tercuman-ı Hakikat'ında başladığı (1884) yazarlığını ölümüne kadar çeşitli gazetelerde sürdürdü, hemen bütün dergilerde yazılar yayımladı, 1927–1932 döneminde İstanbul milletvekili olarak Meclis'te bulundu, Geçimini kaleminin ürünlerinden sağlayan bir gazeteci olarak Ahmet Rasim  hemen her türde eserler verdi. Öyküler, romanlar, inceleme ve araştırmalar yazdıysa da en çok günlük yaşam izlenimlerini ince dikkatlerle saptayan anı ve fıkralarıyla dikkati çekti. Bu tutumuyla özellikle söyleşi ve anılarında ömür dönemlerini başlıca özellikler ve ayrıntılı betimlemelerle canlandırarak usta bir tanıklığı yapmış oldu. Çevirileri, bilim ve tarih eserleri, birer büyük öykü yapısındaki tefrika romanları, Ahmet Mithat etkisindeki popüler gazetecilik emeğinin  yan ürünleri sayılır.

İlk gençlik şiirlerinde Edebiyat-ı cedide etkisi görülen şair, Fecr-i ati döneminde (1909 dan sonra) bu etkiden kurtulmuşsa da o dönemde yazdığı şiirler dil bakımından yine Edebiyat-ı cedide şiirlerinin özelliklerini taşıdı; bunlardan yabancı sözcükler ve yabancı dil kurallarına fazlaca yer verdi. Birinci dünya savaşından sonraki şiirleriniyse , "Yeni lisan" akımının etkisiyle sade bir dille yazdı.

Kendinden sonra yetişen kuşakların şairlerinden Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Muhip Dranas ve Cahit Sıtkı Tarancı üzerinde etkisi görüldü.

Neşir alanında sohbetler, fıkralar, mensur şiirler ve birtakım gezi notları yazdı. Bunlar anlam bakımından açık yazılar olmakla birlikte şiirleri gibi mecazlarla yüklüydü.

Fecr-i ati döneminde ağır bir dille yazmış olduğu şiirlerini Göl saatleri (1921) adlı bir kitapta, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra sadece dille yazdığı şiirleriniyse Piyale (1926) adlı bir kitapta topladı; ölümünden sonra bu iki yapıt ve bunlara girmemiş olan son şiirleri bir araya getirilerek Ahmet Haşim'in şiirleri (1938) adıyla yayımlandı.

Akşam ve İkdam gibi gazetelerde yer alan sohbet ve köşe yazılarını Gurebahane-i Laklakan (Leylekler Hasta hanesi) (1928),bize Göre (1928) adlı kitapta topladı. Hastalık tedavisi için gittiği  Frankfurt gezisi ile ilgili gezi notlarını (Frankfurt Seyahatnamesi) (1933) adlı bir kitapta yayımladı.

Onun asıl başarısını kişisel yaşamının dikkatlerinden alan anı, fıkra ve söyleşilerinde buluruz. Bu türlerdeki başlıca eserleri; Gecelerim (1894), Şehir Mektupları (4cilt, 1910–1911, 1.cildin yeni basımı Ahmet Kabaklı'ca 1971), İki Hatırat Üç Şahsiyet (1916; yeni basımı İbrahim Olgun'ca yapıldı, 1976), Eşkâl-i Zaman(1918, yeni basım  Orhan Şaik Gökyay 'ca 1969,Fuhş-i Atik (2cilt)Hamamcı ülfet adıyla Server İskit’çe, Gülüp ağladıklarım1926 Ahmet Sevinç'çe yalınlaştırılarak 1979  falaka 1927 Muharrir Bu  Ya, Ramazan sohbetleri.

AHMET VEFİK PAŞA 

ahmet vefik paşaTürk devlet adamı, yazar (İstanbul 1823- ay. y.1891)Mühendishanede öğretmenlik, Divan-ı Hümayun'da çevirmenlik, yapan Bulgarzade Yahya Efendi'nin torunu; Paris Elçiliği işgüderi, Ruhettin Efendi'nin oğludur. Mühendishane’i Berri Hümayun'da başlayan öğrenimini babasıyla birlikte gittiği Paris'te Saint Louis Lisesi'nde sürdürdü.(1834–1837) Meslek yaşamı Babıâli Tercüme odası’nda  başladı (1837).Dışişleri hizmetinde  çalıştı; Londra da elçilik kâtibi (1840–1842),Tahran (1851–1855) ve Paris'te (1861–1862) büyükelçi olarak bulundu. Dışişleri hizmetinde çeşitli tarihler de Sırbistan, memleketeyn,(Eflak Boğdan ) .İran Irak sınırının denetlenmesi, Macaristan göçmenleri gibi sorunları eşle almakla görevlendirildi. Zaman  zaman Meclisi valayı ahkâmı adliyede (1855,1858,1861,1863) görev aldı. Edirne (1877),Bursa (1879–1881) valiliklerinde, Deavi nezaretinde (1857) Evkaf-ı Hümayun nezareti'nde (1861),İki kez Maarif Nezareti'nde (1878) bulundu sadaret müsteşarı oldu(1872),iki kez Başbakanlık (içişleri Bakanlığı da üzerinde olarak (1878) üç gün süreyle 1882 yaptı. Birinci meşrutiyetin ilanı üzerine toplanan ve kısa süre sonra kapatılan Mebusan Meclisi'nin başkanıydı(1878)Haksızlığa sert tepki gösteren kişiliği, sabırsız davranışları, atandığı görevlerden sık sık alınmasına yol açıyordu. Yaşamının son dönemide bu nitelikleri yüzünden resmi görevden uzak geçti. Asıl önemli etkinliği tarih, dil, tiyatro alanlarında görüldü. Darülfünunda tarih felsefesi okuttu. Fezleke-i tarih-i Osmanî (1869) adlı kitabı uzun süre okullarda okutuldu. Ebulgazi Bahadır Han 'ın Şecere-i Türk'ünü Çağatay Lehçesinden Osmanlı Türkçesi'ne çevirerek yayımladı.(1864),Lehçe-i Osmanî (1876) adlı sözlüğü, Anadolu Türkçesi'ni konu edinen zengin bir derlemedir. Bu yapıtında Oğuzlar, Selçuklular ve Osmanlıların hakkında ileri sürdüğü görüşleriyle XX. yy. başında gelişecek Türk Ulusçuluğunun  öncülerinden sayılır.

Batı kültürünü küçük yaşta tanımaya başlamış, bu kültürün kaynaklarından olan bazı klasik yapıtlarından olan bazı klasik yapıtları Türkçeye çevrilmişti: Victor Hugo 'dan Hernani, Voltaire’den hikâye-i hikemiye-i Mikromega (1872),Fenelon'dan Telemak (1822),Lesage'dan Gil Blas Santillani'nin sergüzeşti (1887) .Ancak asıl büyük başarısı Moliere'dan yaptığı çevrilerdedir. Bursa Valiliği sırasında yaptırdığı tiyatroda Tomas Fasulyeci'yan topluluğunun bu çevrileri sahnelemesine önayak oldu.

Moliere çevrilerinden bazıları düzyazıyladır. İnfial-i aşk, Don civani, dudukuşları, Bazıları duraksız10 heceli vezinledir. Tartüf, Adamcıl, Okumuş Kadınlar, Kocalar Mektebi, Kadınlar Mektebi, Savruk, Yaratıcı bir ustalıkla yerli yaşama uyarlayarak çevirdikleri ise şudur; Zor nikâhı, Tabib-i Aşk, Zoraki Tabbi, Dekbazlık, Merakî, Konuları canlandırılan aile ilişkileri bakımından müslüman Türk toplumuyla bağdaşmayacak bazı güldürüleri de Osmanlı azınlıklarından oyun kişileri çevresinde uyarladı. Azarya, Yorgaki Dandini, bütün bu eserler halkın konuştuğu Türkçeden kaynaklanan yerli sahne dilinin oluşmasın katkıda bulunmasıyla, uyarlamalarda ise XlX. yy Osmanlı toplum yaşamını canlandırmasıyla büyük bir değer taşır.

AKÇAKOCA 

Osman Gazi'nin silah arkadaşlarından olan Akçakoca’nın, babası Abdülmelik bin Abdülfettah'dır. Ailesi muhtemelen Anadolu Selçukluları döneminde uç bölgelere yerleştirilmiş bir Türkmen boyuna mensuptur. Akçakoca'nın da Aşiret beyi olduğu ve Ertugrul Gazi'ye bağlı bulunduğu sanılmaktadır. Osman Gazi tarafından, Orhan Gazi'nin emrinde Konuralp, Abdurrahman Gazi ve Köse Mihal gibi meşhur beylerle Sakarya ve İzmit yöresine akınlar yapmakla görevlendirildi. Bu bölgedeki bazı kaleleri ele geçiren Akçakoca, Sapanca gölünün batı tarafındaki bir hisarı kendine karargâh yapmış ve İzmit yöresine akınlar düzenlemiştir.

1326 yılında Kandıra ve civarını zaptetti. Ayrıca Konuralp ve Abdurrahman Gazi ile birlikte Kartal civarındaki Aydos'u, ardından da Samandıra hisarını fethetti. Samandıra bölgesi kendisine mülk olarak verildi.

Birkaç yıl daha İzmit-Üsküdar arasındaki yerlere akınlarda bulunan Akçakoca, İzmit’in fethinden önce, 1328 yılında Kandıra yakınlarındaki bir tepede öldü ve buraya gömüldü. Ölümünden sonra, adamları Karamürsel'in etrafında toplandı. Uç beyliği yaptığı bölge ise önemi dolayısıyla Sehzade Murad'a (Sultan Murad Hüdavendigar) verildi.

Fetihlerde bulunduğu İzmit ve çevreşine, sonradan Koca-ili denildi. Ayrıca bugün Bolu iline bağlı Akçakoca ilçesi de onun adını taşır. Hacı Ilyas adında bir oğlu vardır. Torunu Fazlullah da önce kadı, sonra vezir olarak Osmanlı Devleti'nde önemli görevlerde bulundu.

AKŞEMSETTİN (Akşeyh) 

Osmanlı bilgini, hekim ve şeyhi (Şam 1389-Göynük 1459). Fatih döneminin saygın adıdır. Asıl adı Mehmet İbni Hamza'dır. Kökü Hz. Ebubekir'e uzanan Şeyh Şehabettin Şühreverdi'nin soyundandır. Öğrenimini tamamladıktan sonra müderris oldu (Osmancık ve Göynük); tasavvufa yöneldi. Hacı Bayram-ı Veli yoluna girdi ve onun halifesi oldu. Öte yandan tıp ve eczacılık dallarında çalışmalarıyla Lokman-ı Sani (ikinci Lokman) sanını kazandı. Hacı Bayram'ın öğüdüyle II.Murat, oğlu Mehmet'e (Fatih) hoca olarak onu Göynükten saraya getirtti. Fatih'in eğitiminde çok etkili olan Akşemsettin, öğrencisinin padişahlığında da yanından ayrılmadı. İstanbul'un alınışında padişahı yönlendirmede, askeri güçlendirmede büyük etken oldu. Daha önce Arap ordularıyla İstanbul'u kuşatıp burada ölen Eba Eyyüp el Ensari'nin mezarını da bir düş yardımıyla buluyor.(Bugünkü Eyüp sultan)  İstanbul alındıktan sonra Akşemseddin kendi isteğiyle Göynük'e döndü. Bayramiye tarikatını yaymayı ve eserlerini yazmayı sürdürdü. Gelişinin ikinci yılında oğlunu yerine postnişin bırakarak Göynük'te öldü. Oraya gömüldü. Ardında yedi oğul bıraktı.

Eserlerinden Risale-un Nuriyye, Arapça Bayramiye tarikatı  ve tasavvuf görüşlerini savunur. Def-i Metain ya da Hall-i Müşkilat, tasavvuf konularında eski mutasavvıfların görüşlerini açıklar. Risale-i zikrullah, Makamat-ı evliya. Risale-i Şer-i Akval-i Hacı Bayram Veli, Tehis-i def-i Metain adlı eserleri Enisi'nin Menakıbnamesi'nde geçmekte isede henüz herhangi bir nüshaları   ele geçmiş değildir. Elde Fatih'e yazdığı iki de mektubu vardır.

ALBERT EİNSTAİN 

ALBERT EİNSTAİNAlman asıllı Amerikalı fizik bilgini.(Ulm 1879-Princeton 1955) yılları arasında yaşayan ünlü bilgin. Yahudi asıllı bir ailenin çocuğu olarak Almanya'da dünyaya geldi


Üç yaşına kadar hiç konuşmayan ve bu yüzden ailesi tarafından anormal olabileceği düşünülen Einstein küçük yaşta keman ve Piyano dersleri aldı. İlkokula giderken aynı zamanda dini eğitim görüyordu.12 yaşında amcasından cebir ve geometri dersleri almaya başladı. Ailesi İtalya'ya göç edince bir süre yatılı okuduysa da bu eğitime devam edemedi. Münih Lisesi'nde pek parlak olmayan bir orta öğrenimden sonra 1896 da Zürich’te Politeknik okulu'na devam etti. Burada da devamsız bir öğrenci oldu. Akademik bir başarı kazanamadı.18 yaşında en büyük bilginlerin ve Ernst Mach'ın yapıtlarını okudu. İsviçre vatandaşlığına geçti ve 1902 de Bern federal patent dairesinde  iş buldu. Bu basit görevin sağladığı imkânlarla boş zamanlarında düzenli olarak bilimsel gazete ve dergileri okudu ve çağdaş fizikte baş gösteren sorunlar üzerine düşündü.1905 ta Alman Bilim dergisi Annalen der Physık'te 5 inceleme yayımladı

4 Kasım 1914 Berlin Bilimler akademisi'ne sunduğu "Genel görecelilik kuramı"geniş ilgiyle karşılandı. Küçük yaşlarından beri matematik çalışmaları yapan Einstain Zürih’te, çalışmalarının ağırlığını fizik alanına kaydırdı. Genç yaşta, bir süreden beri bilmece olan foto elektrik olayını çözdü ve bu olay atom fiziğine yeni ufuklar açtı. Zürih’te Prag'da ve Berlin'de profesör olarak görev yapan Einstain, 1921 de Nobel ödülünü aldı. Atom bombasının babası olarak kabul edilen Einstain, barışsever bir insandı. Nagasaki ve Hiroşima’ya atılan atom bombaları onu son derece rahatsız etmiş ve ölümüne kadar bilimsel gelişmelerin barışçı amaçlar dışına da kullanılmaması için çaba harcamıştır.

Einstein hiçbir zaman bilimsel araştırmacıların oluşturduğu toplumsal grubun gerçek bir üyesi olmadı ve hiçbir zaman bir fildişi kuleye çekilmedi. İsrail devletinin verdiği, Sovyetler Birliği Nazizme karşı savaş ya da Nükleer silah yapımı gibi çağının büyük sorunlarına ilişkin olarak kamuoyu karşısında tutum almayı ödev bildi.1939 da Roosevelt'e yollanan ve zincirleme tepkimeler üzerine bir araştırma programı hazırlanmasını isteyen mektubu imzalamasına rağmen Los Alamos'ta bombanın hazırlanmasına katılmadı.1945 te nükleer silahın gerçekleştirilebileceği belli olduğunda bunu kullanmaması için  Roosevelt'e yeniden bir mektup daha yazdı. Mayıs  1946 da "Atom bilginleri uyanıklık komitesi" başkanı du.1955 te ölümüne kadar nükleer silahların kullanılmasına karşı çıktı.

ALEXANDER GRAHAM BELL

ALEXANDER GRAHAM BELLABD li mucit ve sanayici.1847–9223 Mart 1847 de İskoçya'nın Edimburg kentinde dünyaya geldi. Liseyi 14 yaşında bitirdi. Bir süre müzik öğreniminden sonra bir sağırlar alfabesi geliştiren babasının yanında çalışmaya başladı. Londra’da University College'de anatomi ve fizyoloji eğitimi gördü. Ailesi 1870 de Kanada'ya yerleşince Bell 1871 de ABD ye giderek Boston'da sağırlara konuşmayı öğretmeyi amaçlayan bir okul açtı.Bir yıl sonra usta bir tamirci olan Thomas Watson'la tanıştı.1873–1876 yılları arasında,Watson'ın yardımıyla değişik bir telgraf aygıtı ve telefon üzerinde çalışmaya başladı.

2 Mayıs 1875 te kurduğu basit bir telefon düzeniyle bir müzik notasını iletmeyi başardı. Çalışmalarını altı ay daha sürdürerek bulduğu telefon aygıtını geliştirdi.7 Mart 1876 da telefon buluşunun patentini aldı. Bu buluş kısa sürede yüzyılın en değerli buluşlarından biri haline geldi. Bell bunun üzerine Bell telefon Kumpanyası’nı kurdu. İlk ticari telefon santralini Connecticut Eyaleti'nde hizmete soktu.

1880 de Fransa tarafından verilen votka Ödülü’nün parasıyla kurduğu laboratuarlarda, gramofonu geliştirdi. Bunun yanı sıra odyometre, fotofon gibi aygıtların yapımını sağladı. Ulusal coğrafya derneğinin yöneticiliğini de yapan 1896–1904 Graham Bell, dünyanın en ünlü dergilerinden "tha national Geographic Magazine"in yayımını gerçekleştirdi.1915   te New York'u  San Francisco’ya bağlayan dünyanın ilk uzun mesafeli telefon hattını açtı. Yaşamının sonuna kadar araştırma yapan, yeni buluşların peşinde koşan Bell,1922  yılında öldü.

..

...

Lütfen Paylaşalım

.

site ekle site ekle http://www.iyisayfa.net/