foto1
Belge form dökümanlar evrak
foto1
Windows word excel powerpoint access frontpage ms paint
foto1
Soru bankası tüm sınıflar branşlar için sorular bilgisayar testleri
foto1
Eba zümre plan hem zümre ve planları
foto1
Açıklamalı atasözleri ve deyimler biyografiler il il Anadolu efsanleri
Atama sorgu zümre eba sivil savunma öğretmen ders kitapları hem gorev dağılımı öğretmen nobet çizelgesi çevre formu çalışma programı arşiv açık öğretim osym teog yök duyuru trafik işaretleri sözler bilmeceler deprem beynimiz çocuğa dini bilgiler sorular cevaplar verimli ders çalışma burs verenler üniversiteler güvengen davranış meb yüz eser sınav soru cevap amerikanın keşfi soykırım Türk tarihi devletleri eğitim motivasyon videoları word excel point mspaint wordart program yazılım donanım skype ascii dos outlook internet frontpage .Read More...

Bizim Okul

İdareci öğretmen ve öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi

.

...

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

 

AHMET HAMDİ TANPINAR 

AHMET HAMDİ TANPINAR(1901–1962) Şair ve yazar. İstanbul'da önce Baytar Mektebi’ne, sonra da Edebiyat Fakültesi'ne devam etti. Burada Yahya Kemal'in öğrencisi oldu. İlk şiirleri 1921 de Dergâh dergisinde yayımlandı.1923 de fakülteyi bitirdikten sonra çeşitli illerde Lise Edebiyat öğretmenliği  yaptı.1930–1932 yıllarında Ankara Gazi Terbiye Enstitüsü'nde 1933 de Güzel Sanatlar Akademisi’nde edebiyat, sanat Tarihi, estetik ve mitoloji dersleri verdi.1939 da  İÜ Yeni Türk Edebiyatı Kürsüsü Profesörlüğüne getirildi.1942 de CHP den Maraş Milletvekili seçildi.1946 da Mili Eğitim Bakanlığı müfettişliği yaptı.1948 de yeniden Edebiyat Fakültesi’ndeki görevine döndü. Doğu ve Batı kültürünü ustaca birleştirebilen bir şair ve yazarımızdır. Yetişmesinde Yahya Kemal'in etkisi büyüktür. Şiirlerinde Sembolistlerinki  gibi şekil imaj ve ses endişesi görülür. Gerek şiirlerinde, gerekse romanlarında tarih, zaman çevre ve insan münasebeti, psikolojik tahliller, rüyalar ve medeniyet problemi önemli yer tutar. Şiirleri :Bütün Şiirleri (1976),hikâyeleri; Abdullah Efendi'nin Rüyaları (1944),Yaz Yağmuru (1955),Romanları huzur (1949),,Saatleri Ayarlama Enstitüsü(1962),Sahnenin Dışındakiler (1973),Mahur Beste (1975) ,Denemeler-Makaleler, Monografi :Beş Şehir (1946)Yahya Kemal (1962),Edebiyat ,üzerin Makaleler (1969),Yaşadığım Gibi (1970),Mektuplarını Zeynep Kerman derleyip yayımladı. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Mektupları (1974)

AHMET CEVDET PAŞA 

 AHMET CEVDET PAŞATürk devlet adamı. Tarihçi, hukukçu (Lofça 1822 ya da 1823- İstanbul 1895) İlköğrenimini Lofça da yapmış.1839 da medrese eğitimi için İstanbul'a geldi. Öğrenciliği sırasında devam ettiği Murat Molla tekkesinde Farsça öğrendi. Öğreniminde devlet adamları ve edebiyatçıları ile tanışma fırsatı buldu. İcazet aldıktan sonra Şeyhülislam tarafından Mustafa Reşit Paşa'ya tavsiye edilmesi  yaşamında dönüm noktası oldu. siyasetle ilgilenme fırsatı buldu.1850 de Maarif meclisi üyeliği ve erkek öğretmen okulu müdürlüğüne atandı. Bursa’ya yaptığı bir gezide Fuat Paşa ile birlikte Kavaid-i Osmaniye adıyla ilk Osmanlı gramerini yazdı. Boğaziçi halkı için bir vapur şirketi kurulmasına ilişkin projeleri hazırladı. Encümen- Danış’ın kurulmasında önemli rol oynadı. Üyesi olduğu bu kurulun kararı üzerine 1774–1826 arası Osmanlı tarihinin yazımını ve İbni Haldun'un Mukaddime ‘sinin çevirisini üstlendi. Fuat Paşa ile Mısır'a gitti dönüşünde tarihinin üç cildini Abdülmecit'e sunması üzerine vakanüvis lige getirildi.1856 da İslam Hukuku muamelatına ilişkin Metn-i Metin komisyonuna atandı ve hukuk çalışmalarına başladı.1857 de "Meclisi alii tanzimat" üyesi seçildi. Ceza kanunnamesinin tamamlanmasına çalıştı. Arazii seniye komisyonu başkanı olarak Arazi Kanunnamesini hazırladı. Meclisi valeyi ahkâmı adliye üyeliğine getirildi.(1861).Aynı yıl olağanüstü komiser sıfatıyla İşkodra’ya, daha sonra da Bosna Hersek müfettişi olarak Bosna'ya gönderildi. Bu bölgenin iç işlerini düzenlemekteki başarısı onun Derviş Paşa ile Kozan ıslahatıyla görevlendirilmesini sağladı. Vakanüvis'likten ve ilmiye mesleğinden ayrılarak vezirlik rütbesiyle Halep Valiliğiyle görevlendirildi. İstanbul’a çağrılarak yeni kurulan Divanı ahkâmı adliye reisliğine getirildi.(1868).Mahkemelerin ıslahı ve yeni kuruluşların (nizamiye mahkemeleri) düzenlenmesi bu dönemde ele alındığı gibi onun başkanlığında kurulan bir bilim kurulu Hanefi fıkhına göre hazırlanmış  Mecelle'nin dört kitabını yayımladı.

Şeyhülislam’la anlaşamaması ardından görevden alınarak Bursa valiliğine gönderildi. Ancak onun dışında hazırlanan Mecellenin 5.ve 6.cildi şiddetli eleştiriler alınca Şurayı Devlet Tanzimat dairesi başkanlığıyla birlikte yeniden Mecelle cemiyeti başkanlığına yeniden getirildi.(1871).Onun gözetiminde Mecellenin 6.kitabı yeniden yazılıp diğer bölümleri de tamamlanılmaya çalışıldı. Maarif Nazırlığına atandı. Bu görevdeyken sıbyan okulları ıslahı, rüştiye ve idadilerde okutulacak derslerin düzenli bir programa bağlanması ve bu derslere ilişkin kitapların hazırlanması gibi önemli çalışmalarda bulundu. Daha sonra Devlet Şurası Başkanlığına (1874) Yanya Valiliği (1874) Yeniden Maarif Nazırlığı(1875) görevlerini üstlendi.

Sadrazam Mahmut Nedim paşa ile anlaşmazlığa düştü. Suriye Valiliğine atandıysa da daha bu göreve başlamadan Mahmut Nedim paşa düşünce üçüncü kez Maarif Nazırlığına getirildi. Yeni Padişah Abdülhamit ll, Paşa’yı yeniden Adliye Nazırlığına atadı. Kanuni Esasi'nin hazırlanması çalışmalarına katıldı. Ethem Paşa başkanlığındaki hükümette dâhiliye nazırı olarak görev aldı.1877–1878 Türk- Rus Savaşı’na karşı olduğundan önce evkaf nazırlığına alındı(1877) sonra da Suriye valisi atanarak 1878 İstanbul'dan uzaklaştırıldı. Kısa bir süre ticaret nazırlığı yaptıktan sonra yeniden adliye nazırlığına getirildi. Bu görev sırasında İmparatorluk adliyesine tam bir biçim vermeyi başardı. İlk hukuk mektebini açtı. Ahmet Vefik Paşa'nın Başvekil olması üzerine adliye nazırlığı görevinden ayrıldı.(1882).Birkaç yıllık ayrılıktan sonra beşinci kez adliye nazırı oldu.(1886).Bu dönemde Padişahın özel encümenlerine maliye komisyonlarına ve Girit sorunuyla ilgili siyasal görüşmelere katılarak birçok alanda büyük etkinlik gösterdi. Ancak sadrazamlığa getirilen Kamil  Paşa ile anlaşmazlığa düştüğü için bir kez daha bu görevden ayrıldı. Abdülhamit tarafından Meclisi Aliye üyeliğine getirildi.1890 ve yaşamının son yıllarını daha çok bilimsel çalışmalara verdi. Kısa bir rahatsızlığın ardından Bebek'teki evinde öldü.(1895).

Tanzimat'ın en önemli devlet adamlarından biri olan Cevdet paşa batıcılara karşı geleneğin temsilcisiydi. Sıkı sıkıya bağlı olduğu geleneğin özünde aynı kalması için bazı şeylerin değişmesi gerektiğini anlamıştı. Tanzimat Batıcılığı ile geleneği bağdaştırmaya çalıştı. Muhafazakâr ve reformculuğu savundu.

Siyasette hiçbir zaman birinci sınıf olamadı. M.Reşit Paşa için güvenilir ve yetenekli bir yardımcıydı. Abdülaziz döneminde denge unsuru oldu. Abdülhamit döneminde ise Padişah2ın sadık bir bendesiydi. Kanuni Esasi ve onun savunucusu olan Mithat Paşa’ya sonuna kadar karşı çıktı. Mithat Paşa’nın yargılanması ve tutuklanmasında  etkisi gözlerden kaçmadı.

Metn-i Metin Komisyonu’nda çalışırken hukuksal sorunlarla ilgilenmeye başlayan Cevdet Paşa bu alandaki asıl ününü büyük ölçüde kendi eseri olan Mecelle ile yaptı. Medeni hukuk alanındaki boşluğun Fransız medeni Kanunu’nun çevrilerek doldurulmasını savunan batıcılara karşı olduğu kadar, bu alanın ulemanın elinde başıboş bırakılmasına da karşıydı. Medeni Hukuk'un İslam hukukundan çıkarılması gerektiğini savundu ve kabul ettirdi. Başkanlığındaki Mecelle Heyeti 1868–1876 arasında Mecellenin onaltı kitabını hazırladı. Encümen-i Danış’ın görevlendirilmesi üzerine başlayan tarih çalışmalarını ölümüne kadar sürdürdü.1774–1826 arası Osmanlı İmparatorluğu'nu konu aldığı tarihi (Tarih-i Cevdet) Osmanlı tarihçiliğinin en önemli eserlerinden ve en büyük başarılarından  biridir. İmparatorluğun dayandığı kurumların bir çözümlemesini yaparak Osmanlı toplumunu batılılaşmaya getiren nedenler üzerinde durur. Vakanüvisliği dönemindeki tanıklıklarına dayanan Tezakir döneminin siyasal ve toplumsal tarihi için önemli bir kaynak olduğu gibi yazarın gözlem yeteneğini de yansıtır. Abdülhamit'in isteği üzerine yazdığı Maruzat'ta 1839–1876 yılları olaylarını değerlendiren Cevdet Paşa ayrıca Kısas-ı enbiya  ve Tevarih-i hulefa adlı birde İslam Tarihi yazdı.

Cevdet Paşa edebiyat alanındaki çalışmalarına şiirle başladı. Sade bir dille yazdığı şiirlerini Divançe ‘sinde topladı. Dil alanında en önemli çalışması olan Kava id-i Osmaniye Bilimsel nitelikteki ilk Osmanlı Grameridir. Bu yapıtta Osmanlıcayı oluşturan üç dilin kurallarını özetler. Türkçenin bir bilim dili olabilmesi için yeni kavramları karşılaması gerektiğini gösterir. Halk diline yakın, açık yalın bir dili savunur. Bu kitabın sadeleştirilmiş biçimi olan  Kavaid-i Türkiye (1873) uzun yıllar ders kitabı olarak okutuldu. Yazarın Belagat-ı Osmaniye adlı eseri edebiyat kurallarını kapsar. Bu yapıtta hece veznini Türkçeye en uygun vezin olduğu ileri sürülür. Hazırladığı tarihi kitapları onun samimiyetini anlatımdaki yalınlığını gösterir. Ayrıca Mecelle’deki i anlatım onun usta bir kalemden çıktığını belli eder.

AHMET HİKMET    MÜFTÜOĞLU 

AHMET HİKMET    MÜFTÜOĞLUİstanbul 1870- ay. y.1927 Yazar. Galatasaray lisesini bitirdi.(1888)Dışişlerinden görev almayı döneminin eğitim anlayışı çerçevesinde yeterli saydı. Konsolos Kâtipliklerinde bulundu. Konsolosluklar yaptı. Peşte Konsolosu oldu.(1912–1918).Bakanlığının müsteşarlığına kadar yükseldi. Edebiyata Servetifünun dergisindeki ilk öyküleriyle katıldı. Herhangi bir dil bilincinden uzak sorumsuzluğuyla özenli ve karışık bir anlatımla yazdı. İkinci Meşrutiyet sonrasında oluşan Milli Edebiyat Akımına katılmayı gerekli gördükten sonra (Türk Dern AHMET YESEVİ  eği, Türk Yurdu,1911 Sonrası) konularını gerçek yaşamdan Türk tarihinden alan yalın dili ürünleriyle belli bir cephede yer aldı. Yeterince atanmadığı edebiyat alanında birkaç eserle yetindi. Bunlar: Haristan ve Gülistan, Öyküler, Çağlayanlar, Gönül Hanım.

AHMET YESEVİ 

AHMET YESEVİYüzyılda yaşamış olan ünlü Tarikat öncüsü, tasavvuf şairimizdir.(Türkistan, Çimkent, Sayram?—Yesi 1166 )İbrahim adlı bir  şeyhin oğludur.7 Yaşındayken babasının ölümü üzerine ablası Gevher  Şehnaz ile Yesi'ye gitti. Halk arasında, Horasan Erenleri'nin piri olarak bilinir. Ailesi, doğum tarihi, doğum yeri, öğrenimi üzerine hiçbir kesin belge ve bilgi yoktur. Türkistan’ın Sayram kasabasında doğmuştur. İlk tahsilini Yesi’de yapmıştır. Daha sonra Buhara’ya gitmiştir. Burada Hemedanlı  Şeyh Yusuf’un  (1049–1140) öğretisini benimsemiş, tasavvuf bilgisini geliştirmiş; temiz İslam inancıyla, arı, duru, anlaşılır şiirler yazmıştır. Halkı aydınlatarak, Anadolu'nun Türk İslam yurdu olmasında büyük bir rol oynamıştır. Malazgirt zaferinin manevi havasını hazırlamıştır. Genel ve yaygın inanış Buhara'da bulunduğu zamanın bilgin ve mutasavvıflarından Yusuf Hemedani'nin çevresinde yetiştiği, onun halifelerinden biri olarak Yesi'ye yerleştiği görüş ve inançlarını Yeseviye diye tanınan tarikatının ilkelerini yaymaya çalıştığı Peygamberin ölüm yaşı olan 63'ünden sonra çileye çekildiği yolundadır. Mezarına Timur'un yaptırdığı türbe  kutsal bir ziyaret yeri olarak bilinir.

Yesi de türbesi ve adına kurulmuş  hankah , Timur tarafından görkemli bir yapı haline getirildi. Burası orta Asya ve Volga Terkleri’nin Özbek Kazakları'nın kutsal ziyaret yeri oldu.

Yaşadığı dönemde ünü ,Siriderya yöresinde ,Taşkent ve Dolaylarında ,Seyhun ötesindeki bozkırlarda hızla yayılmıştı.Halifeleri arasında Hâkim Süleyman Ata da (öl.1186) yer alıyordu.Anadolu'da geniş kitleler halinde yandaşlar kazandı.Tarikat uluları,düşün ve yazın adamları onun soyundan geldiklerini ileri sürdüler.Evliya Çelebi bunlardan biriydi.Sünni Nakşibendî tarikatına bağlı olanlar kadar Babai, Hayderi,Bektaşi gelenekleri de kendilerini onunla ilişkili sayıyorlardı.

Benimsediği tasavvuf öğretisini göçebe Türk toplulukları arasında yayan halk edebiyatı geleneğine dayanan,hece vezniyle yazılmış ortak  Ortaasya Türkçeci özelliklerini taşıyan şiirlerinden hangilerinin kesinlikle ona ait olduğu bilinmemektedir.Hikmet diye adlandırılan bu şiirlere türlü dönemlerde Yesevi dervişlerince Ahmet Yesevi'nin görüşlerini ve anlatım özeliklerini sürdüren yeni örnekler katıldığı kabul edilmektedir.En eski yazmaları ancak XVll.yy.a ait olan Divan-ı Hikmet'te dervişliğin erdemleri ,dinsel ahlaksal sonuçlara bağlanan İslam menkıbeleri Peygamberler ve tasavvuf adamalarıyla ilgili öykücüler ,dünyadan yakınmayı dile getiren ,kıyamet günlerinin yaklaştığını hatırlatarak müminleri Tanrı yoluna çağıran ,Lirizmden oldukça uzak ve öğretici yanları ağır basan ürünler yer alır.

Temiz bir Türkçe ile kaleme aldığı tasavvuf şiirlerini “Divan-ı Hikmet” adlı kitabında toplamıştır.Bu kitap asırlar boyu,beğenilerek okunmuştur.Şairimiz miladi 1166 yılında Yesi’de ölmüştür.

AHMET MİTHAT 

AHMET MİTHAT1844–1912 Romancı öğrenimini Niş Rüştiyesi'nde tamamladı (1863),Rusçuk Mektubi Kalemi'ne girdi. Memurluğu sırasında Fransızca öğrendi. Tuna gazetesine yazılar yazdı. Mithat Paşa'ca korundu. Tuna'ya başyazar oldu. Bağdat'a gitti. Orada Hace-i Evvel Kıssadan Hisse kitaplarını yazdı. İstanbul'a döndü. Evinde kurduğu gazete ile gazeteciliğe başladı. Rodos'a sürüldü.İlk roman ve oyunlarını burada yazdı. Abdülaziz tahttan indirilince  İstanbul'a döndü. Takvim-i Vakayı gazetesi ve matbaa-i Amire (Devlet Matbaası) müdürü oldu.(1877) Tercüman-ı Hakikat gazetesini çıkardı. Çeşitli memurluklar yaptı.1908 den sonra Tarül fünun da felsefe ve tarih dersleri okuttu. Tanzimat döneminin en tanımış yazarı oldu. Halk eğitimi konularında yapıtlar, edebiyatın konularını geliştiren öykü ve romanlar yazdı. Yapıtları çevrileri ile yaklaşık ikiyüz civarındadır.

Başlıca eserleri: Hasan Mellah (Roman 1874/1875),Felatun bey ile rakım Efendi(1875),Paris'te bir Türk(1876), Henüz 17 yaşında(1880),Dürdane Hanım (1881/1882) Hayret (1884),Papazdaki Esrar(1890),Hayat ve Hakikat (1891),Jontürk (1908)

AHMET MUHTAR PAŞA 

AHMET MUHTAR PAŞAKomutan devlet adamı. Bursa 30 Ekim/1 Kasım 1839 İstanbul/Fener yolu 21 Ocak 1918 Katırcıoğullarından Hacı Halil Ethem Efendi'nin oğludur.6 yaşındayken babası öldüğünden dedesi İpekçiler kethüdası Hacı İbrahim Ethem Ağa'nın yanında yetişti. Bursa Askeri İdadisi'nden sonra Harbiye'yi ve birincilikle Erkan-ı Harbiye yi bitirdi. İlk görevine Serdar'ı Ekrem   Ömer Paşa'nın yanında Kurmay Yüzbaşı olarak başladı. Karadağ savaşlarından küçük bir birlikle Ostrak geçidi'ni alarak üstün düşmana karşı bu geçidi savundu ve ilk yarısını aldı. Bir süre Harbiye de öğretmenlik yaptı. Binbaşı olunca 1864 Fırka-i İslâhiye nin Erkan-ı Harbiye sine atanarak Kozan yöresine gitti. Kaymakamken Şehzade Yusuf İzzettin Efendi 'nin hocalığına getirildi. Şehzadeyle birlikte sultan Abdül Aziz'in Avrupa gezisine katıldı.1867 Karadağ sınırında toprak değişimiyle görevli kurulda komiser olarak Hersek ve İşkodra'ya gitti. Miralay olunca 1869 bu görevine ek olarak Dar-ı Şüra -yı Askeri üyeliği verildi. Mirliva rütbesi ile Emir Muhammet bin Aziz'in Yemen ayaklanmasını bastırmak için gönderilen orduya öncü atandı. Buradaki başarılarından sonra Ferikliğe atandı ve müşirliğe yükselerek vilayet yapılan Yemen'e Vali ve Kumandan olarak atandı. Vilayette süren ayaklanmaları bastırdı. Yönetim örgütünü kurdu. Devlet egemenliğini sağladı. Vilayet merkezi yaptığı Sana'da askeri koğuşlar, ambarlar, cephanelikler, baruthane ve okullar yaptırdı. Şumnu İkinci ordu müşavirliğinden  1873 sonra Erzurum'a Vali ve dördüncü ordu komutanı atandı. Eylül 1874.Erzurum daki bu birinci görevi kısa sürdü. İstanbul’da Yusuf İzettin komutasındaki Hassa ordusu Kurmay başkanlığına atanarak Bosna -Hersek genel komutanlığıyla görevlendirildi. Hersek’te başlayıp Balkanlar'a yayılma eğilimi gösteren ayaklanmaları bastırdı. Bu arada başlayan Sırbistan savaşı'nda Karadağ Prensi Nikola'ya  karşı başarılarından dolayı Padişah ça altın kılıçla ödüllendirildi. Karadağ cephesi dönüşü dördüncü ordu Müşirliğine atandı. Bu sırada başlayan 1877–78 Osmanlı Rus savaşı konusunda Padişaha ayrıntılı bir plan sundu. Karadeniz’in donanmayla birlikte sürekli taranmasını istedi.26 Mart 1877 de Erzurum'a ikinci kez gitti. Kars cephesinde Ardahan'la Doğu Beyazıt'ın Rusların eline geçmesi üzerine Ünlü Erzurum savunmasının hazırlıklarına girişti. Kentin tahkimini güçlendirdi. Zivin’de savunma hattını kurdu. Rus ordusuna üst üste darbeler vurdu Yenilen Ruslar Günre yakınında   Yeniköy'e kadar çekilmek zorunda kaldılar. Ahmet Muhtar Paşa savunma hattını Kars'tan Ani'ye kadar uzattı. Zaman zaman düşmana hücum ederek zaman zaman düşman hücumlarını kırarak üstün Rus ordusuna karşı savunmayı sürdürdü. Gedikler 25 ağustos 1877 ve yahniler 24 Ekim 1877 Hacı Veli savaşlarında düşman kuvvetlerini bozguna uğrattı. Fakat İstanbul'dan istediği yardımı alamayan A.Muhtar Paşa Kars'ı ele geçiren üstün Rus kuvvetlerinin saldırısı karşısında Erzurum'a çekilmek zorunda kaldı. Erzurum’a iki koldan saldıran Rus birliklerini  Tabya Savaşı'nda püskürttü. Bir karşı saldırıyla düşman ordusunu Erzurum önünden Deve Boynu'na kadar uzaklaştırdı. Yeni destekler ve taze güçlerle Erzurum'a ikinci kez saldıran Rus ordusuna karşı girişilen sokak savaşlarına kadın ve çocuklarda katıldı. mahallelerde birçok Rus askeri öldürüldü. Fakat kendi kuvvetleri eriyen ve hiçbir yardım alamayan A.Muhtar Paşa Erzurum'u bırakıp Bayburt'a çekilmeye karar verdi. Kararı İstanbul'ca hoş karşılanmadı. Kış boyu savunmayı sürdürdüyse de Van yöresinde başlayan çete savaşları Anadolu ordusunun önemini azalttığı için A.Muhtar Paşa İstanbul'a çağrıldı. Erzurum’u savunmasından sonra Gazi unvanıyla anılan A.Muhtar Paşa Balkanlar'ı aşan Ruslara karşı Çatalca'da bir savunma hattı kurmakla görevlendirildi. Terkos’tan Büyük Çekmece'ye uzanan hattın Başkomutanı olarak savunma düzenini kurdu.

Edirne'de silah bırakışması imzalanmasından sonra savunma hattını B.Köy'e kadar çekti ve Rusların Rami Kışlası'na yerleşmesi’ne izin vermedi. Ayestefanos barış görüşmelerine başlayınca Muhtar Paşa komutanlık görevinden alınarak Erkan-i Harbiye Başkanlığı'na getirildi. Yerine G.Osman Paşa atandı. Sonraları Tophanei Amire yöneticiliği, Girit isyanını bastırmak, Berlin anlaşması uyarınca kurulan Türk Yunan sınır komisyonunda Başkomiserlik üçüncü ordu müfettişliği ve Manastır valiliği yüksek askeri teftiş komisyonu başkan vekilliği Mısır olağanüstü komiserliği gibi görevlerde bulundu. ll. Meşrutiyetin ilanından sonra İstanbul'a döndü. Yeni kurulan Meclis-i Mebusan-ı harbiye ve Meclis-i Mebusan üyeliklerine seçildi. Bir yıl sonra da Müşir rütbesi ile emekliye ayrıldı. 1909. Yeni Padişah Mehmet Reşat'ın yanından ayrılmayan A.Muhtar Paşa çok istediği sadrazamlık yerine Padişah'ın tahta çıkması nedeniyle geleneksel kutlamaları iletmek üzere İngiltere ,Fransa ve İtalya'ya temsilci göndermekle yetinmek zorunda kaldı.İtalyanların Trablusgarb'a çıkması üzerine sadrazam olduysa da 22 Temmuz 1912 İttihat-ı Terakki’nin karşı çıkması nedeniyle bir eylem yapamadan ayrıldı.29 Ekim 1912 ölümüne kadar  siyasal saygınlığını yitirmiş olarak yaşadı.

  1. Muhtar paşa iyi bir asker olması yanısıra gökbilim ve Matematiğe de özel hevesi vardı. Üç arkadaşıyla Simkeşhane de bu günkü halkeğitimi kurslarına benzer çalışmalar yapmış halka okuma yazma öğretmişti.

Başlıca eserleri İlk baskısı Mısır'da yapılan zaman ve saatlerle ilgili Riyaz'ul Muhtar Mir'atü'l Mihat  ve'l Edvar; Doğu ülkelerinde kullanılan tarihlerle ilgili bazı sorunlar ve güneş takviminin temelleri konusundaki Islahü't -takvim; takvim ve Osmanlılarda tarih sorunlarını konu edinen Takvim-i sal; İkinci basımı Sene-i Maliyenin Hicri sene ile İstibdaline Dair; El Basite; Sarair-i Kuran; Sergüzeşt-i Hayatımın cild-i Sanisi Muharebesi.

..

...

Lütfen Paylaşalım

.

site ekle site ekle http://www.iyisayfa.net/