foto1
Belge form dökümanlar evrak
foto1
Windows word excel powerpoint access frontpage ms paint
foto1
Soru bankası tüm sınıflar branşlar için sorular bilgisayar testleri
foto1
Eba zümre plan hem zümre ve planları
foto1
Açıklamalı atasözleri ve deyimler biyografiler il il Anadolu efsanleri
Atama sorgu zümre eba sivil savunma öğretmen ders kitapları hem gorev dağılımı öğretmen nobet çizelgesi çevre formu çalışma programı arşiv açık öğretim osym teog yök duyuru trafik işaretleri sözler bilmeceler deprem beynimiz çocuğa dini bilgiler sorular cevaplar verimli ders çalışma burs verenler üniversiteler güvengen davranış meb yüz eser sınav soru cevap amerikanın keşfi soykırım Türk tarihi devletleri eğitim motivasyon videoları word excel point mspaint wordart program yazılım donanım skype ascii dos outlook internet frontpage .Read More...

Bizim Okul

İdareci öğretmen ve öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi

.

...

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

HACI BAYRAM VELİ HACI BAYRAM VELİ

Tasavvuf şairi,tarikat kurucusu (Ankara/spolfasol 1352-ayy.y.1429) çok net bilgiler olmamakla birlikte müderris olarak ün kazandığı tasavvufa yönelince Hamid-i Veli'ye (Somuncu Baba) bağlandığı ,Piriyle birlikte birçok yeri (Suriye, Hicaz.....) dolaştığı ,Ankara'da Bayramiye tarikatını kurduğu ,yarattığı siyasal tedirginlikle Edirne'ye çağırıldığı, bir gönül adamı ve bilge olduğunu ayırt eden ll.Murat'ça cezalandırılmadan Ankara’ya gönderildiği konularında hemen bütün kaynaklar birleşir .Yunus Emre yolunda kendine özgü deyiş gücünü yansıtan yalnızca (ikisi aruz,üçü heceyle) beş şiirin ele geçmiş olması yerinme konusudur. Halk yararına yetinmeli  bir yaşam sürdüğüne, çiftçilikle uğraştığına, töre, inanç ve erdem üzerine dersler verdiğine inanılır. Soyundan gelen şair Fuat Bayramoğlu'nun belgesel eseri (Hacı Bayram-ı Veli: Yaşamı, soyu, Vakfı,2 cilt,1983).türbesi Ankara'da adını taşıyan caminin bitişiğindedir.

HACI BEKTAŞ VELİ

h.bektaşiveliXlll.y.yılda yaşamış Türk düşünür ve din adamı. Bektaşilik tarikatının piri (Nişapur 1210-Hacıbektaş Nevşehir 1271) Yaşamı ile ilgili bilgiler genellikle efsane ve söylentilere dayanır.Bu konuda kesin bilgi ,Mevlana ile çağdaş ,Babailer ayaklanmasının önderlerinden Baba İshak 'ın mürit ve Halifesi oluşudur. "Hacı" lakabıyla anılması ,hacca gittiğini gösterir. Bektaşi  Velayetnamesi 'ne  ve Âşık Paşa Tarihi'ne göre Horasan 'dan Sivas'a geldi. Buradan Amasya'ya gidip Baba İshak'ın mürit ve talebesi oldu.

Hacı Bektaşi Veli'nin doğum ve ölüm tarihleri, nerede doğduğu kesin olarak bilinmiyor. Ancak Xll. yy. sonları  ve Xll. yy.da yaşadığı biliniyor. Bu yıllarda Moğol akınlarıyla birlikte birçok Türkistanlı düşünür ermiş de Anadolu'ya göç etti. Horasan’da Türkistan'ın tanınmış bilim ve din adamlarından dersler alarak yetişen Hacı Bektaş'ı Veli de aynı tarihlerde Anadolu'ya geldiğinde 25 yaşındaydı.

O yıllarda Anadolu halkı, dış saldırılardan ve iç karışıklıklardan yorgun düşmüştü. Hacı Bektaş Veli önce Amasya'ya yerleşti. Burada" Babailer hareketi "olarak bilinen, Anadolu Selçuklularınca  kanlı bir biçimde bastırılan ayaklanmadan arta kalmış Babaileri ve Sünni olmayan öteki toplulukları derin bilgisiyle etkiledi ve çevresine topladı. Daha sonra eski adı "Suluca Höyük" olan ve günümüzdeki adıyla Hacı Bektaş'a yerleşti. Görüşlerinin bir bölümü, Bektaşilik olarak bilinen tarikatın oluşmasına yol açtı. Türk dili ve halk edebiyatına büyük önem veren Hacı Bektaş veli, Karaman oğlu Mehmet Bey'i etkileyerek, onun "Bundan böyle dergahta, divanda, çarşıda ve pazarda Türkçe ‘den başka dil kullanılmayacak "biçiminde bir ferman çıkartmasını sağladı. Hacı Bektaş'ı veli, tarihçilere göre büyük bir olasılıkla, 60–65 yıl kadar yaşadıktan sonra 1270 li yıllarda ölmüştür. Osmanlı devletinin kurulmasından çok önce ölmesine karşın Osman ve Orhan beylerin Hacı Bektaş Veli'nin görüşlerinin etkisinde oldukları söylenir. H. Bektaş Veli yeniçeri ordusunun da "Pir"i sayılır. Hacı Bektaş Veli'nin "Makalat" adlı bir kitabı vardır. Bugün Nevşehir'in Hacı Bektaş ilçesinde bulunan dergah ve türbesi müze haline getirilmiştir.

Hacı Bektaş Veli, Bektaşilik tarikatına adını vermesine karşılık ,bu tarikatın kurucusu değil Piri'dir. Tasavvufla ilgili konuları içeren Arapça Makalat adlı yapıtında Şeriat,, tarikat, hakikat ve marifet adlarını verdiği dört kapı ve bu kapılara bağlı kırk makamdan söz eder. Tanrısal gerçeğe ancak sevgi yolu ile varılacağını, bütün insanların kardeş olduklarını, kişi ile Tanrının özdeşliği ve bu nedenle kendisini sevenin Tanrı'yı da sevmiş olacağını din ayrılıklarının gereksizliği görüşünü savunur. Makalat adlı eseri aynı zamanda oniki imamlı Şii mezhebine bağlı görüşleri de anlatır. Hacı Bektaşi Veli'nin Baba İshak'ın mürit ve halifesi olması nedeniyle ,Ali ve Ailesini ilahlaştırmak gibi aşırı Şii kollarının eğilimlerini de benimsediği görülür. Nitekim Hacı Bektaş hakkında en eski bilgiyi veren Eflaki, Mevlana ve çevresindekilerin yaşam öykülerini anlattığı Menakıb ül arifin adlı yapıtında onun şeriat kurallarına uymadığını belirtir. Kendisinden sonra kurulan birçok tarikatın, Haydarilik, kalenderilik ve abdalan-ı Rum gibi şeriatla bağdaşmayan tarikatlar arasında yer alması bu görüşü doğrular.

Hacı Bektaş-i Veli kuruluşundan  (XlV.yy.) başları ortadan kaldırılışına kadar (1826) Yeniçeri ocağının simgesi oldu. Ocağa Ocağı bektaşiyan, Yeniçerilere, taife i Bektaşiyan denildi. Yeniçeriler Gülbanklarını:"Nur-i Nebi Kerem-i Ali ,pirimiz, Sultanımız Hacı Bektaş-i Veli. Demine Devranına hu diyelim hu' " diyerek bitirirlerdi.

Hacı Bektaş'ı Veli'ye ilişkin söylence

Bir gün dervişin biri H. Bektaşi Veli'ye "Şeyh nedir?, sadık nedir, muhip nedir?, Âşık nedir?" diye sorar. "Erenler bize beyan eder mi? " Hacı Bektaş'ı Veli bu soruyu cevaplamaz. Bir başka derviş çağırır.: “Dervişim Kara Reis'te bize atanmış bir para vardır. Git al getir." der. Derviş "Nereye gideyim, Kara Reis'i nerede bulayım. "diye sorunca, Hacı Bektaş'ı Veli hoşnutsuzluğunu belli eder. Bir başka dervişini çağırır.O da Kara Reis'in yerini, oraya nasıl varacağını sorunca, bekleyen dervişe döner. Görevi ona verir. Derviş bir şey sormadan yola düşer.

Gide gide bir yere varır neresi olduğunu sorunca Hindistan'ın Delhi Kenti olduğunu öğrenir. Sokak sokak dolaşırken yolu kent pazarına düşer.Birinin kendini çağırdığını görür."Beri gel ey derviş,yanıma gel",şaşırır. Çağırana yaklaşır.Selamlaşırlar adam dervişi konuk eder.Yedirir,içirir,ağırlar.Ertesi sabah içinde bin altın bulunan bir kese verir.Derviş almak istemeyince  "Sen Hint diyarına bunu almak için gelmedin mi? Benim adım Kara Reşittir.bir gün Hint Denizindeydik.birden zorlu bir fırtına çıktı,Her an batabilirdik.ben duaya durup  erenleri yardıma çağırdım.bin altın da kurtuluş armağanı adadım.O dakika geminin serenleri arasında bir ulu kişi belirdi.Duasıyla gemiyi kurtardı,varıp elini öptüm,adını bağışlamasını istedim,lütfedip söyledi.Adağı nasıl ulaştıracağımı sorduğumda "Günü gelince sana bir kimse salarım " dedi.O günden beri salacağı kişiyi nasıl bulacağımı düşünür dururum.dün gece rüyama girdi.Senin geleceğini ondan öğrendim,bu para adak parasıdır" der.

Bundan sonra Kara Reis biner altınlık iki kese altın çıkarır."
şunun la dergahtaki canların kaşığı yansın,bu da senin ayak terin olsun" der .

Derviş şaşkın şaşkın sokakta gezinirken,dünya güzeli bir kızla karşılaşır.Büyülenmiş gibi onu izler.Evine dek gider.Üç gün üç gece kapısından ayrılmaz.görenler "o sana yar olmaz,çok altın gerek,gel vazgeç bu sevdadan" diye uyarırlar.Ama dervişin aklı başından gitmiştir.Üç bin altını verir.Kızı alır.Yalnız kaldıklarında aralarına bir el uzanır.Kız korkar."Korkma " der derviş,o el pirimin elidir.,Rum diyarından aramıza erişti.Bizi uyarır.Yanlış yoldasınız "der.Kız çok etkilenir.O ulu kişiyi merak eder. Altınlarını geri verir."Beni de götür o mübareğin cemalini göreyim" diye yakarır.

Derviş kabul eder."Erenler bizim eksik halimizi görüp yol cefası çektirmezler."der demez kendilerini dergâhın önünde bulurlar.Haber salınır.Hacı Bektaş onları huzura alır.Derviş el etek öperek altınları verir.Kusurunun bağışlanmasını diler.Hacı Bektaş sorar.:"Bu olanların hikmetini bildin mi? Bu rumuzun sırrına erdin mi? Derviş şaşkındır. "Buyurun erenler şahı bilelim" der.Hacı Bektaş :

—Sen sordun Şeyh Nedir? Sadık Nedir? Muhib Nedir? Âşık Nedir? Biz de rumuzla haber verdik.Şimdi bu olanlardan sonra sadık sensin,Muhib Kara Reşittir ki zor zamanında bizi yardıma çağırdı.Kurtulduğunda sözünü tuttu.adağımızı verdi.Aşık'da şu kızdır ki Elimizi görüp hikmetimize âşık oldu.Ta buralara geldi.Şeyhliği de baş ettik der.

Sonra Hacı Bektaş'ı Veli keseyi açar.bin altını derviş güvenç  Abdal'a verir."Kız senin helalindir" deyip nikâhlarını kıyar.Kızın cariyesi de oralara gelmiştir.Hacı Bektaş'ı Veli "üçünüz bir olun ,biriniz sır olun" der.

İnanışa göre bu üç kişi kırklar meydanında türbede gömülüdür ve burası bir ziyaret yeridir.

HAFIZ ŞİRAZİ

İranlı Şair Şiraz ?-ayy.1390 Gerçek adı Şemsettin Muhammet Kur'an-ı ezberlemesi ona hafız unvanını kazandırmıştır.şiirini besleyen Arapça,Cahiliye dönemi Arap Şiiri hadis,fıkıh,kelam ve tasavvuf kaynakları da hem bilgisini hem eğilimlerini aydınlatır.Sanatına ilgi duyan yöneticilerce korunmasına karşılık özgür düşünce  yapısı nedeniyle bu gibi yardımlara pek ilgi göstermemiştir.Eski Arap Şiir biliminde ki Kaside içinde bulunan duygusal şiir bölümünü (tegazzül) geliştirerek Divan edebiyatında gazel diye ünlenecek birimi olgunlaştırmıştır.Kendinden önceki ustaların Firdevsi'nin (930–1020) en iyi örneğini verdiği destan (Şehname) ,Mualakatü'l Sab'a şairlerinin olgunlaştırdığı kaside,en seçkin deyişleri ile Ömer Hayyam'ın(1044–1136) yoğunlaştırdığı rübai (dübeyt) ,örneğin Mevlana ile (1207–1273) Sadi-i Şirazi(1213–193) ve Genceli Nizami'nin(1150–1214) önde geldikleri düşünsel ve bilgice öykücülerce dolu mesnevi gibi nazım biçimleri yerine gazelde derinleşen Hafız,bu türün en eksiksiz örneklerinin sahibi oldu.Dünya güzelliklerini,yaşam tatlarını ,tükenmez bir aşk duyarlığını ,aşkın getirdiği doğal bir özlem,ayrılık,acı,yalnızlık,kıskançlık gibi yan duyguları insanca işledi.Beyitli  ana birim ve bağımsız sayacak ilerdeki sakat anlayışa karşın Hafız gazelde tam bir konu bütünlüğü yanı sıra ses ve uyum etkisi sağladı.Bu etkide ahiret inancını uzak kaldı.Dünya ve doğa güzelliklerini coşkuyla diler getirirken yer yer gerçek zaman zaman simgesel bir gücü şarabı yüceltti.

Hafız yüzyıllar boyu süregelen ününü ,tek yapıtı olan Divan-ı ile sağladı, Yapıt,birçok eski şairlerinki  gibi aşk,şarap,sarhoşluk,ikiyüzlülük ,şikâyet gibi konuları içerir.Ötekileden farklı ,bu konulardaki duygularını çok güzel bir biçimde dile getirmesidir.şiirlerinde duygusallığın yanı sıra felsefi ve mistik bir hava da egemendir.Bütün bu üstün nitelikler karşısında Divan'ın henüz yüzde yüz onun gazellerini içeren bir nüshası ele geçmemiştir.Söylentiye göre Hafız'ın şiirlerini ilk kez Gulendam adlı bir öğrencisi bir divan'da topladı,Gulendam'ın bir de önsözünü içeren bu nüshalardaki gazel sayısı 650–1000 arasında değişir.

Bütün şiirlerini bir araya getiren Divan'da şu biçimlerde ürünler bulunur:Saliname ve muganniname adlı iki küçük mesnevi,66 rubai,beş kaside ,bir muhammes,otuzdört kıt'a 509 gazel,Osmanlı Divan şiiri en çok Hafız'ın etkisinde gelişmiş,divanı bir çeşit fal ve niyet kitabı gibi değerlendirilmiştir.Divan bütün dillerine aktarılmıştır.Abdülbaki Gölpınarlı 'nın emeğiyle Türkçeye de çevrilmiştir.

HAFIZ POST

Besteci İstanbul 1630-?-ay.y.1694)Gerçek adı Mehmet Çelebi'dir.Vücudunun çok kıllı olmasından ya da üzerinde oturmak için yanında bir post taşımasından "Hafız Post" diye anıldığı sanılmaktadır. Genç yaşta hafız oldu;Korumasında yetiştiği Şair Naili gibi Halvetiliği benimsedi.Edebiyat,Hat,müzik dersleri aldı.Tanburi,hanende ve besteci olarak döneminde  büyük  ün kazandı.Divanı Hümayun'da Sultan lV.Mehmet'ten ve Kırım Hanı lll.Selim Giray'dan destek gördü.Mevlana'dan başlayarak birçok şairden bestelediği şiirler İslam dünyasına yayıldı.Dinsel ve Dindışı 1000 i aşkın eser besteleyen  Hafız Post  Öğrencisi Itri'den sonra 17 .yy.en büyük Türk Bestecisi sayılır.

Günümüze ulaşabilen 10 eserinden 1 i tevşih,l i burak,5 i beste,l i ağır semai ve 2 yürük semaidir.Gelse o şuh Meclise naz u tegafül eylese güfteli rast yürük semaisi en tanınmış eseridir.Ayrıca yazma bir güfte mecmuası da vardır.

 HALİT BİN VELİT 

Arap komutanı (Mekke?-Medine 642). Mahzumoğulları kabilesinden, saygın bir ailedendi.    Hudeybiye Antlaşması sırasında ailesinin komutanlık hakkı yüzünden Kureyş müşriklerinin başında bulundu. 629' da Müslüman oldu, Medine'ye göç etti. İlk seferi Mute Savaşı oldu. İslam Orduları'nı yöneten üç komutanın şehit düşmeleri Müslümanlar için büyük çaresizlikken, ordunun başına geçip onları esenlikle Medine ye getiren Halit bin Velit oldu. Hz. Muhammet ona "Seyfullah" (Allahın kılıcı) sanını verdi.Mekke'nin fethi sırasında sağ kanada ustalıkla komuta etti, kuşatmayı kırarak Mekke'ye girdi. Huneyn gazasında da başarıyla savaştı.Taif'i kuşatan orduya komuta etti. Tebük seferinden sonra Ukeybir bin Abdülmelik'i tutsak ederek Hz. Muhammed'in katına getirdi.

Hz. Ebubekir 'in halifeliği sırasında peygamberlik savında bulunanları ortadan kaldırdı, ayaklanmaları bastırarak İslamlığa unutulmaz yararlar sağladı (633).Kazimiye,Muzar,Emgişiya,Hire,Enbar,Aynu't-temr ve daha birçok savaşta İran orduları'nı  bozguna uğratan Halit bin Velit,bütün Irak'ı İslam egemenliği alına aldıktan sonra Ecnadeyn,Dimaşk ve Yermuk'ta  da Bizans'a karşı savaştı ve önemli zaferler kazandı.Başkomutanlıktan ayrıldıktan sonra da Suriye'deki  fetihlere katıldı.Bir süre evlilik yaptı,isteğiyle ayrıldı.Cenazesine Hz.Ömer'de katıldı.İslam tarihinin ilk yıllarının en seçkin ve başarılı komutanı sayılır.Savaş alanında değilde ecel yatağında öldüğüne çok üzüldüğü söylenir.

HALİT FAHRİ OZANSOY ,(1891–1971)

Edebiyatçı. Galatasaray Lisesi'nden ayrılarak öğretmen oldu. Çeşitli  okullarda Edebiyat öğretmenliği yaptı.

İlk şiirlerinde Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin'in izleri görülür. Millî Edebiyat döneminde hece ölçüsüne yönelerek "Beş Hececiler" grubuna girer. Çeşitli türlerde eserler vermiştir. İlk şöhretini "Baykuş" isimli manzum bir tiyatro eseriyle sağlamıştır.

Şiirlerinde bireysel duygular egemendir. Melankoli ve karamsarlık, arzu ,aşk ve ölüm başlıca işlediği temalardır. Piyes ve rom anlarıda vardır.

Eserleri: Rüya (1912),Cenk Duyguları (1917) Efsaneler (1919) bulutlara yakın (1921),Gülistanlar -Harabeler (1922),Paravan (1929) ,Balkonda Saatler (1931) ,Sulara Dalan gözler (1936) ,Hep onun için (1962) Sonsuz Gecenin Ötesinde (1964)

Tiyatro: Baykuş (1917 Aruz vezni ile), İlk Şair (1923 Aruz vezni ile).Sönen kandiller (1926 Hece Vezni),On yılın Destanı (1933 hece) Hayalet (1936 Hece) Bir dolaptır Dönüyor (1958 Hece) İki Yanda (1970)

Hatıra Edebiyatçılar Geçiyor (1939) Eski İstanbul Ramazanları (1968)

Bugünkü Sadabad

Daha dün neşe verirken Yâdı,
Gömelim ağlayarak kalbimizze
Şimdi Hicran dolu Sadabad'ı.
Onu son matem unutturdu bize.

Ne o gözler ki siyah bir inci,
Ne peri yüzleri tül yaşmakta.
Ne de üç çifte kayıklar Haliç'i
Geçerek sessiz uzaklaşmakta.

Ne gazeller ,ne de saz sesleri var.
Kimbilir hangi derinliklerde 
İnce,kıvrak asabi kahkahalar
Laleler nerde?...Çırağan nerde?..
Halit Fahri Ozansoy

HALLAC'I MANSUR (HÜSEYİN BİN MANSUR BEYZEVİ)

Mutasavvıf,şair (Fars/tur 857-Bağdat 922)Arap mı İranlı'mı olduğu ,ailesinin İslam’dan önceki Zerdüştlüğü ,yaşam özellikleri,öğrenimi ve eğitimi gençlik yıllarındaki yalnızlık döneminin nedenleri konusunda kesin hiçbir şey bilinmediği gibi,onun için söylenip yazılanların hepsi bir iki küçük yazılı kaynağın yinelenmesinden oluşur. Birleşilen bir iki nokta Tustari'nin (818–896) açık etkisiyle tasavvuf felsefesine yöneldiği ,bu alandaki yorum aşırılıkları yüzünden ölümle cezalandırıldığıdır. İnsanın ruh cevheri açısından Tanrı ile özdeşleşebilen değerini "Ene'l Hak "(Ben Tanrıyım) savıyla eş değerde sayılan şeriat görüşü, kaç çeşit cezayı az gören öç alıcı bir öldürmeyle bu felsefe ışığını söndürmüştür.(Maliki kadısı Ebu Ömer Hammadi'nin fetvası, Halife Mutedir'in buyruğu) Mezhep çatışmaları ve ilk tarikatların ayrılışıyla dolu geçiş döneminde Hallacın yazgısı özce önem taşır ve adı bütün tekke insanlarınca kutsanıp ululanır. Alıcıları,nefsi öldürme aşamalarının örneği sayılarak,yaşam çizgisi  İnsan-ı kamile ulaşan yol ve yön bilinerek varlığın birliğini (Vahdet-i Vücut) doğru sayan görüşler Hallac'ın sözlerini bu anlamda yorumlayarak onu bir kurban sayarlar.İzleyicileri bu görüşten yola çıkarak Halaciye adıyla bir tarikat kurdular.Hepsi yüzyıllarca sonra derlenen eserleri arasında şiirler(Divan) söylentileri (Rirvayat);Özdeyiş ve Simgeler(Tavasin),Akbarü'l
(Hallac'ın Haberleri) gibi parçaları kalmış söz ve düşünce ürünleri vardır.

..

...

Lütfen Paylaşalım

.

site ekle site ekle http://www.iyisayfa.net/