foto1
Belge form dökümanlar evrak
foto1
Windows word excel powerpoint access frontpage ms paint
foto1
Soru bankası tüm sınıflar branşlar için sorular bilgisayar testleri
foto1
Eba zümre plan hem zümre ve planları
foto1
Açıklamalı atasözleri ve deyimler biyografiler il il Anadolu efsanleri
Atama sorgu zümre eba sivil savunma öğretmen ders kitapları hem gorev dağılımı öğretmen nobet çizelgesi çevre formu çalışma programı arşiv açık öğretim osym teog yök duyuru trafik işaretleri sözler bilmeceler deprem beynimiz çocuğa dini bilgiler sorular cevaplar verimli ders çalışma burs verenler üniversiteler güvengen davranış meb yüz eser sınav soru cevap amerikanın keşfi soykırım Türk tarihi devletleri eğitim motivasyon videoları word excel point mspaint wordart program yazılım donanım skype ascii dos outlook internet frontpage .Read More...

Bizim Okul

İdareci öğretmen ve öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi

.

...

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

BABUR ŞAH

14 Şubat 1483 Fergana- 1530  Annesi Cengiz Han'ın oğlu Çağatay Han torunlarından Yunus Han'ın kızı Kutlug Nigar Hanım (Begim) dı. Babası Timur'un oğlu Miran Şah’ın oğlu Ebu Said'in oğlu Fergana Hakimi Ömer Şeyh Mirza adını taşıyordu. Hint Türk devletinin kurucusu, büyük devlet ve siyaset adamı. Tarihin en büyük savaşlarından birini kazanan büyük kumandan, şair, hattat, besteci ve nihayet bahçe  mimarı. Ana dili olan Çağatay Türkçe ’si ile konuştu. O devirde Maveraünnehir ve Orta Asya'da Timur'un yüzyıldan az önce bıraktığı devlet çürümüş ve dağılmıştı. Mirza denilen beyler arasında daima çatışmalar oluyordu. Siyasi durum daima savaş ve karışıklık manzarası gösteriyordu. Şeybaniler ve Özbekler devletleri hâkimdi. Timur İmparatorluğu arazisi Şeybaniler tarafından işgal edilmişti. Mahalli beyler arasında birlik yoktu.

Babası Ömer Şeyh Mirza Timur’un, annesi Kutluğ Nigar Hanım'da  Cengiz'in torunudur. İki büyük Türk hükümdarının kanını taşıyan Babür Şah, kısa süren hayatı boyunca başardığı büyük işlerle onlara layık bir evlat olduğunu ispat etmiştir.

Babasının bir kaza sonucu ölümü üzerine 10 Haziran 1494 tarihinde Fergana tahtına geçtiği zaman 11 yaşındaydı. Bu yaşta olması akrabaları tarafından tahtına saldırıları artırmıştır ve tahttan olmuştur. Babür ,bu şartlar altında ,amcası sultan Ahmet ve dayısı Mahmut Han 'la uğraştı. İki kardeşi ile mücadele etti. Oldukça zor durumlara düştü. Tesadüfler sonucu kendini kurtardı. Bu durum talihine büyük bir güven duymasına yol açtı. Geçirdiği birçok tehlike ve maceralar İstikbalin iyi olacağı konusunda onu haklı çıkardı. Az sayıdaki güvenilir adamı ve komutanları ile kalmasına rağmen yılmadı. Şeybaniler'in işgalindeki Semerkand ve Endican'ı elde etmeye çalıştı. 1498 ile 1500–1501 yılları arasında ki teşebbüslerinde başarılı olamadı, fakat mücadelesine devam ederek Kabil'i ele geçirdi.1504.Hint İmparatorluğu'nun ilk çekirdeği burada atıldı. Delhi'yi aldıktan sonra kendini Hint Padişahı ilan etti. Babür'ün en büyük özelliği 13.000 kişilik ordusu ile 150.000 kişilik orduları yenmesidir.

Babür'ün kudretini artırdığı ve Hindistan'da taraftar topladığı bir zamanda Delhi ve Agra tahtında bulunan Sultan İbrahim Lodi, bazı hareketleri ile Afgan halkını ve yerlileri aleyhine çevirmişti.1524 te Babür tekrar Sind'i geçerek, İbrahim Lodi' nin ordularını yendi. Lahor’u aldı. Bütün Pencab'ı adamlarına paylaştırdı.1525 te bazı düşmanca hareketler üzerine Kabil'den Hindistan’ın fethi için beşinci defa yola çıktı. İbrahim Lodi' ye düşman Afgan kabileleri ile güçlenen Babür ordusu Panipat' ta İbrahim'in kendisinden çok üstün kuvvetlerini 100.000 kişilik, 10–15 bir kişilik küçük fakat muntazam ve birleşik bir ordu ile büyük yenilgiye uğrattı.(12 Nisan 1526) İbrahim Lodi'nin ölümü ile sonuçlanan ve Hindistan’ın geleceği için kesin tesir yapan bu savaşta Babür'ün askeri dehası, ordudaki ateşli silahlar, toplar, tecrübeli Türk ve Moğol Cengâverler fillerle dolu düşman ordusunu darmadağın etti. Babür başarılı yürüyüşüne devam ile Delhi ve Ağra'ya girdi. Mağluplara ve halka büyük âlicenaplıkla davrandı. Racput şefi Rana sanga ve Afgan emirleri ile hesaplaştı. Oğlu Humayun kumandasındaki bir ordu, Afgan emirlerini yendi.1527 de buyana kalesini ele geçirdi. Ardından En büyük düşmanı Rana Sanga üzerine yürüdü. Kanva civarında 16 Mart 1527 de Racbut ordusunu bozguna uğrattı. Ateşli silahlara ve toplara sahip Babür ordusu mükemmel savaştı. Bundan sonra Bedehşan askerlerine yurtlarına dönme izni verdi. Kazandığı zaferler üzerine "Gazi" unvanını aldı.

Aralık 1527 de Ağra' dan çıkarak Ocak 1528 de Çandari' ye geldi. Şehri hücum ile aldı. Lodiler'e bağlı kalan iki emiri mağlup etti.21 Mart 1528 de Luknav'ı  zapt etti. Bu sırada Şah İsmail'in ölümünü fırsat bilen Özbekler, Horasan’ı tehdit ediyorlardı. Babür batıya dönerek Horasan’ı Özbeklerden kurtardı. Tekrar Semerkant’ı ele geçirmeyi düşündü. Fakat buna fırsat bulamadı. Belücların hücumu ile karşılaştı. İbrahim in kardeşi Mahmut Lodi ile Ocak 1529 da karşılaşmak üzere Bihar' a gitti. Fakat Mahmut çekildi. Babür Ganj nehrini geçerek 6 Mayıs 1529 da yeni bir başarı kazandı. Birçok yerli emirler itaat ettiler. Luknav tekrar zapt edildi ve Ağra'ya geldi.

Babür 30 yılı aşan zamanda mücadeleli hayatı kendisini yıpratmıştı. Sıhhati bozuktu. Bedahşan valisi olan büyük oğlu Hümayun Ağra'ya geldi. Altı ay şiddetli bir hastalığa tutuldu. Bu durum Babür'ü çok üzdü. Zamanla Hümayun iyileşti. Babür devletin ileri gelenlerini toplayarak Hümayun’ un kendisinden sonra hükümdarlığını kabul ettirdi. Son zamanlarında sağlığı bozuktu. Sıtma ve müzmin ishalden rahatsızdı.26 Aralık 1530 da henüz 48 yaşında genç denecek bir çağda büyük bir imparatorluk kurucusu olarak vefat etti. Önce Jumna Nehri’nin sol kıyısında Nur -Afşan bahçelerine gömüldü. Altı ay sonra naşı Kabil’e nakledildi. Torunlarından ŞAH Cihan 1646 da muhteşem bir türbe yaptırdı.

Hindistan da büyük bir imar hareketine giren Babür İstanbul'dan Mimar ve ustalar isteyerek yollar, köprüler, saraylar, bahçeler yaptırarak yurdunu baştanbaşa imar etti.

Babür bütün yaşantı ve serüvenlerini anlatan "Babürname" adlı bir de eser bıraktı. Bu eser Kültür bakanlığı tarafından yayınlandığı gibi  birçok dile de çevrilmiştir.

BALTACI MEHMET PAŞA

Sadrazam Osmancık 1660-Limni 1712) Genç yaşta Trablusgarp, Cezayir ve Tunus'ta bulundu. Gülnuş Sultan'ın hizmetine girdi.lV.Mehmet'in tahttan indirilmesinden sonra da Baltacılar ocağına geçti. Önce ikinci yazıcılık, sonra yazıcılık görevinde ve Darüssaade ağası İmamlığında bulundu. Gülnuş Sultan'ın kendisine gösterdiği aşırı ilgiyi kıskananların çabaları sonucu İstanbul'dan uzaklaştırılması üzerine devletin birçok eyaletini dolaşmak zorunda kaldı. Son olarak bulunduğu Mısır'dan İstanbul'a getirilerek sorguya çekildiyse de suçsuz bulundu. Tahta çıkması için çaba gösterdiği lll. Ahmet'çe birinci Mirahurluğa getirildi.1703.Bu arada Sadrazam  Moralı Damat Hasan Paşa, kendisine rakip olacağını düşünerek  onu Halep ve Trablus Şam’a gönderdi. Kalaylıkoz Ahmet paşa Sadrazam olunca İstanbul'a gelerek eski görevine döndü.6 Kasım 1704 te vezirlikle Kaptanıderya oldu.25 Aralık 1704 te de sadrazamlık görevine getirildi.

Bir buçuk yıl süren Sadrazamlığı ayaklanma çıkar bahanesiyle Padişahı oyalaması, yüksek maaşlı görevleri dağıtarak hazineyi zarara sokması gibi gerekçelerle Sakız adasına sürülmesiyle sona erdi.(3 Mayıs 1706) Ancak arkadaşı olan Nevşehirli Damat İbrahim Paşa nın kayırması sonucu sürgünü Erzurum Valiliği'ne çevrildi.2 Haziran 1707 de Sakız Muhafızlığına 21 Ocak 1709 da da Halep valiliğine getirildi. Bu arada Rus seferi kararlaştırılmış olduğundan, gümrük Emini Osman Ağa'nın önerisiyle ikinci kez sadrazamlığa getirildi.(18 ağustos 1710) Demirbaş Şarl'ın sığınmasıyla ortaya çıkan sorunlar ve Rusların anlaşma şartlarına aykırı davranışları ile uğraşmak zorunda kaldı.20 Kasım 1710 da toplanan Divan'da alınan savaş kararı üzerine İyi bir ordu ve güçlü bir donanmayla Rus cephesine hareket etti.9 Mart 1711 de İstanbul'dan ayrılıp Edirne'de toplanan ordusuyla Prut Irmağı'nın sol kıyısı boyunca kuzeye doğru ilerledi. Falcı köyü mevkiine geldiğinde 36.000 piyade 6.000 süvari ve 122 topuyla Çar 1.Pedro'nun kendisini beklediğini gördü. Osmanlı ordusundaki asker sayısı 120.000 e yaklaşıyordu. Osmanlı ve Kırım kuvvetlerince kuşatılan Rus ordusu çok güç durumda kaldı ve çaresizlik içinde barış önerisinde bulundu. Baltacı önce Rus önerisini kabul etmek istemediyse de Çar l. Petro ve karısı Katerina'nın ısrarlı istekleri ve Osmanlı devlet adamlarının da barış yanlısı görünmesi sonucu 22 Temmuz 1711 de Prut Barış Antlaşması imzalandı. Ruslar Anzak Kalesi ve bazı toprakları bırakarak kendilerini kurtardılar. Baltacı Mehmet Paşa İstanbul'a dönünce görevinden alındı.20 Kasım 1711 Bostancı Başı hapsinde mallarına el kondu. Midilli adasına sürüldü.1712 de adada oturması kaydıyla hapsi

BALTAOĞLU SÜLEYMAN BEY

15.yy.da yaşayan Osmanlı Kaptanıderyası.1449 da Midilli Seferi’nde bulundu ve Callone kalesi’ni aldı.ll. Murat döneminin sonlarında Kaptanı deryalığa atandı.1451.Fatih'in İstanbul'u kuşatması sırasında Bizans'a denizden gelebilecek yardımı önlemek ve Haliçteki Bizans gemilerini dışarı bırakmamak için Gelibolu'da hazırlayıp getirdiği donanmayı günümüzde kendi adıyla anılan (Baltalimanı) limanda tuttu. Bu kuşatma sırasındaki en büyük başarısı Adalar'ı ele geçirmesidir. Adalar'ın alınmasından iki gün sonra (20 Nisan 1453) Bizans'a yardıma gelen dördü Papalığa ait beş Ceneviz   ve Rum gemisinin Haliç'e girmesine engel olamadı. Lodosun ve akıntının yardımı yanında Sarayburnu ve tophane arasındaki kalın zincirin Bizanslılarca  gevşetilmesiyle gemilerin Haliç'e girmesini önleyemediğini Galata sırtlarından izleyen ve öfkesinden atını denize süren Fatih'çe görevinden alınarak kara ordusuna geçti.

BANARLI NİHAT SAMİ

Edebiyat tarihçisi yazar (İstanbul 1907-ay.y1974) yüksek öğretmen okulu öğrencisi olarak İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi  Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi.(1930).Edirne'de başlayan öğretmenliğini İstanbul (1942) okullarında 1969 da ki emekliliğine kadar aralıksız sürdürdü. Ders kitaplarıyla başladığı çalışmaları (edebi bilgiler 1940),Resimli Türk Edebiyatı Tarihi'ne dönüştükten (1948,2.b.1971–1979) sonra Metinlerle Türk Edebiyatı 1-lll (1951–1954) gibi az çok değişen diziler halinde basıldı.1933 ürünü olan "Kızıl Çağlayan" ve "Bir Yuvanın Şarkısı" gibi oyunlarını sürdürmedi. Dergi ve gazetelerde Edebiyat sohbetleri yayımlandı.(yedigün, hürriyet 1948-1960Kubbealtı Akademi Mecmuası 1971).Beyatlı'nın ölümü üzerine kurulan Yahya Kemal Enstitüsü'nün yöneticisi oldu. Aynı adı taşıyan müzeyi kurdu. Yahya Kemal 'in eserlerinin derlenmesinde gerekli olan dikkatli ve sorumlu yayımcılık görevini üstlendi. Makale ve denemelerini Türkçe'nin sırları (1971)adlı kitapta topladı.

BARBAROS HAYREDDİN PAŞA

Türk denizcilerinin ve denizcilik tarihinin en  büyük kaptanpaşası (Midilli 1467-İstanbul 1546) Karesi sancağı halkından Eceovalı (Gelibolu) Sipahizade Yakup bey'in oğludur. Türk denizcilik tarihinin ünlü kumandanlarından olan İshak, Oruç ve İlyas Barbaros'un kardeşleridir. Oruç ile Hızır Reis  "Barbaros kardeşler" diye ün yapmışlardır. Asıl adı "Hızır" dır. Hayreddin adının din ve devlet işlerindeki başarılarından dolayı Yavuz sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman tarafından verildiği söylenir. Başka bir söylenceye göre ise "Barbaros" adı sakalının kırmızı olması nedeniyle Avrupalılar tarafından takılmıştır. Ayrıca Türk denizcilerinin yetkili denizcilere baba dediği son yıllara kadar uzanan bir gelenektir. Barbaros sözünün her iki deyiminin birleşmesinden doğduğu da iddia edilmektedir.

Barbaros kardeşler ailelerinin geniş imkânları, üstün zekâları ve yetenekleri ile Arapça dâhil diğer Akdeniz ülkelerinin dillerini de öğrenmişlerdir.

Önceleri, Midilli, Saroz ve Selanik körfezleri arasında gemicilik yaparken ağabeyi Baba Oruç'un Rodos şövalyelerine esir düşmesi üzerine, onu kurtarmak amacıyla Bodrum'a gitti. Kurtulduktan sonra ağabeyi ile birlikte Cerbe adasına yerleşti. Cerbe'de kendisine katılan başka denizcilerle birlikte korsanlığa başladı.
Adamlarıyla birlikte 1516 yılında Cezayir kalesi’ni ele geçirdi.1519 da ağabeyi Oruç Reis bir savaş sırasında ölünce Barbaros Mısır'ı ele geçiren Yavuz sultan Selim'e bir elçi göndererek, Cezayir’i Osmanlı topraklarına kattı ve kendisine Cezayir Beylerbeyi unvanı verildi.

1520 yılında tahta geçen Kanuni Sultan Süleyman Barbaros'u İstanbul'a çağırtarak ona Kaptan-ı derya unvanını verdi. Barbaros tekrar denize açılarak Yunan adalarından pek çoğunu, Kandiye, Messina ve İtalya kıyılarını fethetti.

Barbaros'un en büyük başarısı,28 Eylül 1508 de Andrea Doria komutasındaki Haçlılarla yaptığı Preveze Deniz Savaşı’dır. Bu savaşta tüm haçlı donanması batırıldı. Andrea Doria esir edildi. Daha sonra Fransa Kralı François l in Osmanlı İmparatorluğu'ndan yardım istemesi üzerine 24 Haziran 1543 te Marsilya'ya gitti ve 20 ağustos 1543 te Nice'i ele geçirdi. Bu sefer sırasında Cenova'da esir bulunan Türk Kaptanlarından Turgut Reis'te Cenevizliler ‘in elinden kurtarıldı.

Preveze Deniz Savaşı'ndan sonra Barbaros Hayreddin Paşa Akdeniz'i kontrolü altında bulundurdu.1543 de bir filo ile Marsilya'ya giderek Fransa Donanma komutanını da beraberinde alarak Nice'i (Nis) aldı. Kış Toulun' da geçirildi.1544 yılında İstanbul’a döndü.

Tüm denizcilik yaşamı başarılarla geçen Barbaros 4 Temmuz 1544 yılında İstanbul'da öldü. Mezarı İstanbul Beşiktaş'ta kendi adını taşıyan anıt yanındaki türbededir.

Barbaros anılarını Seyyid Muradiye'ye yazdırmıştır. Gazavat-ı Hayreddin Paşa adlı çok değerli bir eser bırakmıştır. 

BAYEZİD  l (Yıldırım)

1360–1403 dördüncü Osmanlı Padişahı

Babası Murad l in genişleme politikasına uygun olarak,1378 de Germiyanoğlu Beyi Süleyman Şah'ın kızı sultan Harun’la evlendi. Böylece Germiyanoğluları toprağının bir bölümünün yönetimini ele geçirdi.1385 yılında isyan eden Kardeşi Savcı Bey'i öldürerek isyanı bastırdı. Osmanlıların Karamanoğulları ile yaptığı savaşlarda ki başarısı ve gözü pekliği ona "yıldırım" sanını kazandırdı.27Ağustos 1389 da 1.Kosova Savaşı’nda, kardeşi Yakup Çelebi'yle birlikte önemli rol oynadı. Zaferden sonra Murad 1, savaş alanında dolaşırken yaralı bir Sırplı tarafından öldürülünce Bayezid l Sadrazamında isteğiyle de kardeşi Yakup Çelebi'yi öldürterek tahta çıktı.

Bayezid l'in tahta çıkması üzerine Anadolu Beylikleri Karamanoğulları'nın öncülüğünde  harekete geçerek yitirdikleri toprakları geri almaya başladılar. Bu sırada Rumeli'de olan Yıldırım önce Sırbistan Kralını yendi. Sırpları bir antlaşma ile vergiye bağladı. Rumeli toprakları güvenceye alınınca 1390 da Anadolu'ya geçti. Aydınoğulları ve Germiyanoğlları Beyliklerini ortadan kaldırdı. Batı Anadolu’daki beli başlı kentlere Sancak Beyleri atadı. Kütahya'yı merkez alarak Anadolu Beyler Beyliği’ni kurdu. Karamanoğulları'ndan Beyşehir ve Akşehir'i aldı.

Bizanslılar la anlaşamadığından 1391 de İstanbul'u kuşattı. Bu sırada Anadolu Hisarı'nı yaptırdı. Yedi ay süren kuşatma Bizanslıların yeni ödünler vermesi ve bu sırada ortaya çıkan Macar tehdidi  üzerine kaldırıldı. Venedik cumhuriyeti ve Bulgarlar la bir ordu kuran Macarların üzerine oğlu Süleyman Çelebi'nin ordusunu gönderdi.1394 de Macar kralının kutsal savaş çağrısı beklenen sonucu vermedi. Bulgarları yenen Osmanlı Orduları Arnavutluk içerisine kadar ilerledi. Bu sırada doğuda büyük bir tehlike belirmişti.

Moğol İmparatoru Timur Anadolu Beylerine mektup göndererek kendi egemenliğini tanımalarını istedi. Erzincan, Karaman ve Dulkadir oğulları beyleri bu isteğe uydular. Bayezid l in yanında yer alarak bu çağrıya uymayanlar çoğunluktaydı. Bu durum, Timur’un Anadolu topraklarından bir süre için çekilmesine yol açtı.

1396 da Bayezid l yeniden  İstanbul’u kuşattı. Bu defa olayı ciddiye alan   Papalık birlikleri  (Haçlılar) Macar kralı Sgismond komutasında Doğu Avrupa'daki Osmanlı topraklarına girdiler ve Niğbolu kalesini kuşattılar. İstanbul kuşatmasını kaldıran Yıldırım  10.000.kişilik ordusuyla Niğbolu'da Haçlılar’ı yenilgiye uğrattı.(25 EYLÜL 1396). Bu zaferden sonra Osmanlılar Avrupa'ya üstünlüklerini kabul ettirdiler. Anadolu'ya dönen Bayezid 1, Karamanoğulları'nın üzerini yürüdü. Konya'ya girerek, Timur'a bağlılığının bildiren Karamanoğlu Ali'yi idam ettirdi. Bütün orta Anadolu Osmanlılar'ın eline geçti.
1400 yılında İstanbul bir kez daha kuşatıldı. Aynı yılın ağustos ayında İkinci Anadolu Seferi’ne çıkan Timur Sivas'a girdi. Bunun üzerine Bayezid  İstanbul'u bırakıp Timur'un üzerine yürüdü.1401 Temmuzunda Erzincan'a kadar ilerledi. Önce Bayezid l i  mektuplarla oyalayan Timur Ankara dolaylarına kadar geldi.

Osmanlı ordusu Çubuk Ovası'nda Moğollarla karşılaştı.28 Temmuz 1402 günü sabahtan akşama kadar süren Ankara Savaşı’nda, sayıca az olan Osmanlı ordusu yenildi. Son ana kadar savaş alanında çarpışan Bayezid l tutsak düştü. Timur ona oğulları Musa ve Mustafa Çelebi'ye iyi davrandı. Ancak bir yıl boyunca Anadolu'yu baştanbaşa yağmaladı. Tutsaklığı sırasında hastalanan Bayezid l 9 Mart 1403 te Akşehir'de öldü.(bazı tarihçiler intihar ettiğini öne sürerler).Yıldırım Bayezid iyi bir örgütçü ve komutandı. Okuma yazma bilen ilk Osmanlı Padişahıydı. Yine Yakup Çelebi olayı nedeniyle "kardeşkanı akıtan" ilk padişah olarak bilinir. Kendini beğenmiş olarak tanınmasına karşın bilginlere önem verir, saygılı davranırdı. "Enderun -ı Humayun" denilen saray okulu onun döneminde açıldı. Birçok imaret , medrese, han, köprü, darüşşifa (sağlık yurdu) ve Bursa'daki ünlü Ulu Camii yaptırdı.

BAYEZİD ll

Sekizinci Osmanlı Padişahı 1448–1512

1448 de Dimetoka'da doğan Bayezid ll, F.sultan Mehmed'in oğludur. Edirne Sarayı'nda geçen çocukluğu boyunca iyi bir eğitim gördü. Küçük yaşta Amasya Sancak Beyi oldu. Burada Çandarlızade İbrahim Çelebi ,Hamza Bey, Hattat Hamdullah  gibi bilim ve sanat adamlarının arasında bulundu.

Otlukbeli Savaşı'nda 1473 Bayezid ll ye bir komutanlık veren Fatih onda aradığı askeri yeteneği bulamayınca, küçük oğlu Cem Sultan’a önem vermeye başladı. F. Sultan Mehmed ölünce 1481 hızla İstanbul'a gelen Bayezid ll, kendisini destekleyen devlet adamlarının yardımıyla 20 Mayıs 1481 de tahta çıktı. Kardeşi Cem sultan hem kendini Veliaht saydığı için, Hem de Fatih'in getirdiği gelenek gereği öldürülmemek için Bursa'ya giderek Padişahlığını ilan etti.20 gün sonra Bursa'da  Yenişehir dolayında iki kardeşin ordusu savaştı. Cem'in yenilgisi Bayezid ll nin iktidarını pekiştirdi.

Bayezid ll 1483 te bir yıl süren Hersek ve Boğdan  Seferi'ne çıktı. Tuna boylarının önemli kaleleri alındı. Boğdan, Osmanlılara bağlı bir beylik oldu. Bu sırada Memluk(Kölemen) Sultanı Kayıtbay 'ın iç işlerine karışmasından rahatsız olan Ramazanoğlu Mehmed Bey, Bayezid ll den yardım istedi.1485 yılında başlayan ve beş yıl süren savaşlardan üçüncü Mumlukların kazanması, Bayezid ll nin savaşlara ordunun başında katılmaması asker ve halk arasındaki saygınlığını azalttı. Cem Sultan’ın 1495 de ölmesinden sonra, Avrupa ile ilişkilerinde daha cesur davranmaya başlayan Bayezid ll Macaristan ve Lehistan'a akıncılar  gönderdi.1499 da İnebahtı, ertesi yıl Modon ve Koron kaleleri ile Draç Limanı Venediklilerden alındı.1501 de Türk sularına giren Haçlı donanması yenilgiye uğratıldı.

Doğuda Safevi Devleti'ni kuran Şah İsmail 'in Anadolu halkı üzerindeki etkisi giderek artıyordu. Türkmen aşiretlerinin çoğu Şah İsmail'in propagandası sonucu Şiiliği benimsemişti. Şiiler  1511 de ayaklandılar. Amasya sancak Beyi Şehzade Ahmet, bu ayaklanmayı güçlükle bastırdı. Aynı yıl Bayezid ll devlet idaresini vezirlerine bırakınca, şehzadeler (Selim, Korkud, Ahmed) arasında taht kavgası başladı. Bayezid ll Ahmed i tahta oturtmayı tasarlarken, Trabzon Sancak Beyi Selim, Rumeli’ye geçerek Edirne'yi aldı. Baba ve Oğul Çorlu'da Savaştılar.3 ağustos 1511.Selim yenildi ve Kırım'a kaçtı. Ancak öteki kardeşlerinin başarısızlıkları üzerine yeniden İstanbul'a geldi. Yeniçerilerin desteği ile saraya girdi. Bayezid ll tahttan çekildi. Selim Padişah oldu.25 Nisan 1512 Bayezid ll bir ay sonra da doğduğu yer Dimetoka'ya giderken yolda öldü.26 Mayıs 1512.

Bayezid ll şair ve bestekârdı. Daha şehzadelik döneminden başlayarak çevresine bilginleri ve sanatçıları toplamıştı. Buna karşılık babası kadar aydın ve açık fikirli padişah değildi. Osmanlı düşünce yaşamı Fatih dönemindeki gibi serbest ve verimli olamadı. Batı Kültürüyle kurulan bağlar kesildi. Bir Osmanlı Padişahı olarak Bayezid ll nin dikkati çeken yanları savaşı sevmemesi, ordunun başında sefere çıkmayışı, yönetimi vezirlere bırakması ve tahttan indirilen ilk padişah olmasıdır

BAYBURTLU ZİHNİ

Şair (Bayburt 1795–1800?-Trabzon/Holavsa Köyü 1859) 19.yy'ın iki yanlı sanatçılarından "Şehir âşıkları" adı verilen çift görevli şairlerdendir. Kişiliğine ve sanatına etki, ayrı iki kaynaktan gelir. Halk içinden yetişmiş olmak durumu ile (Bayburtlu Hacı Osman'ın oğludur).Kültürce yüksek zümreye yaklaşma olanağı (Erzurum Trabzon medreselerinde öğrenim, büyük kent görevleri) bu yüzden aruz veznini kullanan, Divan düzenleyen, mesnevi (Sergüzeştname) hazırlayan kaside (naatleri'de var) gazel ve tahmisleri de bulunan Zihni, bu ürünleriyle bir divan şairi olmak emeğinde görünür; Oysa adını yaşatan değer sayıca az bile olsa, saz şairliği yolunda yarattığı heceyle halk şiirleridir. En tanınan şiiri bestelenerek yayılan Bayburt'un   Rus işgalindeki(1828) durumunu bir duygu içtenliği ve edebiyat özeniyle dile getiren koşmasıdır.: Vardım ki yurdumdan ayak götürmüş. Okumuşluğundan ötürü divan kâtiplikleri ayarında çeşitli görevlerle İstanbul ve bazı illerde çalışan Zihni üzerine ilk dikkatli çalışmayı Prof. Ziyaettin Fahri Fındıkoğlu yapmıştır. Bayburtlu zihni 1928–1950

..

...

Lütfen Paylaşalım

.

site ekle site ekle http://www.iyisayfa.net/