foto1
Belge form dökümanlar evrak
foto1
Windows word excel powerpoint access frontpage ms paint
foto1
Soru bankası tüm sınıflar branşlar için sorular bilgisayar testleri
foto1
Eba zümre plan hem zümre ve planları
foto1
Açıklamalı atasözleri ve deyimler biyografiler il il Anadolu efsanleri
Atama sorgu zümre eba sivil savunma öğretmen ders kitapları hem gorev dağılımı öğretmen nobet çizelgesi çevre formu çalışma programı arşiv açık öğretim osym teog yök duyuru trafik işaretleri sözler bilmeceler deprem beynimiz çocuğa dini bilgiler sorular cevaplar verimli ders çalışma burs verenler üniversiteler güvengen davranış meb yüz eser sınav soru cevap amerikanın keşfi soykırım Türk tarihi devletleri eğitim motivasyon videoları word excel point mspaint wordart program yazılım donanım skype ascii dos outlook internet frontpage .Read More...

Bizim Okul

İdareci öğretmen ve öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi

.

...

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Beyin yıkama ve İkna metotları

Kore savaşından sonra esir alınan çeşitli ülke askerlerine karşı uyguladıkları beyin yıkama ve ikna metotları ile ilgili olarak "Beyin yıkama ve İkna metotları adlı eserden....

Çinliler; bu vatansever esirleri " Cahil, İnatçı, Profesyonel askerler " olarak tanımlamaktadırlar. 

Onları ağır manevi baskılara tabi tutmuşlar; fakat sonra mukavemet derecelerini anlayınca, bütün çabalarından vazgeçmek zorunda kalmışlardır. Bu tür esirler karşısında komünist tutumunu gösteren bir örnek verelim:

Çinliler bir Amerikan esirine General George Marshall hakkında ne düşündüğünü sordular.

Amerikalının cevabı çok kesindi.: "General Marshall büyük bir Amerikan askeridir!" Bu cevap üzerine Çinliler, Amerikalıyı, bir dipçik darbesiyle yere indirdiler. Fakat tekrar aynı soruyu sorup aynı cevabı alınca esire hiçbir şey yapmadılar. Bahis konusu esir, kamptaki üç yıl esareti boyunca bir daha komünistler tarafından rahatsız edilmedi.

İngiliz askerlerinin aynı konudaki tutumları ise, Savunma Bakanlığı tarafından yürütülen bir soruşturma sonucu tespit olunmuş ve "Kore Savaşlarında İngiliz Esirleri -1955" adlı bir kitapçıkta yayınlanmıştır. Buna göre: 980 İngiliz esirinden sadece bir tanesi, vatana dönmeyi kabul etmeyerek Çin'de kalmıştır. Esirlerin üçte ikisi, düşmanla işbirliği olarak nitelendirilebilecek hiçbir harekette bulunmamış; subay ve Astsubayların hiçbirisi komünistlere karşı zaaf göstermemiştir. Geri dönenlerden komünist oldukları açığa çıkan %4 oranındaki esirlerin eskiden beri sol fikirlere yatkın olduğu tespit edilmiştir.

 

Türklere gelince... Toplamı 229 olan Türk esirlerinin bir teki dahi düşmanla en ufak bir işbirliği yapmamıştır. Esir düştüklerinde, Türklerin hemen hemen yarısı yaralı oldukları halde esaret esnasında ölüm olayına rastlanmaz. Çin esir kamplarından birinde Amerikalıların 1500-1800 esirden 400-800 kadarını kaybetmelerine karşılık 110 Türk'ten hiçbirisi esaret sırasında can vermemiştir. Amerikan askeri yetkilileri, bu sonuçları Türk askerinin esaret sırasında bile, emir ve komuta zincirine harfiyen riayet etmesine bağlıyor.

Bir Türk subayı, esir kamplarındaki tutumlarını şöyle anlatmaktadır:

"Çinli kamp komutanına; bir askeri birlik olduğumuza göre, bütün grubun benim kumandam altında bulunacağını söyledim. Eğer herhangi bir istekte bulunacaksa, önce gelip benimle görüşmesi gerekiyordu. Beni gruptan ayırdığı takdirde ise, sorumluluk ona değil, benden bir ast rütbedekine intikal edecekti. Emir ve komuta zinciri bozulmayacak; bu düzen burada iki er bile kalsa, diğerinden daha kıdemli olanın kumandasında devam edecekti. Ona isterse bizi öldürebileceğini, fakat yapmak istediğimiz bir şeye bizi icbar edemeyeceğini söyledim... Disiplin, yegâne kurtuluş yolumuzdu ve hepimiz bunun şuurundaydı. Eğer bir Türk; üstlerinin yemeğini diğer bir arkadaşıyla paylaşması veya bir teskereyi taşıması gibi emirlerine, sizinkilerin (Yani Amerikalıların) yaptığı gibi karşı gelmeye kalkışsaydı, onun canına okunurdu. Hem de üstleri tarafından değil, o sırada kendisine en yakın da bulunan diğer bir Türk tarafından ..."

Esir kampında Türkler, Çinliler için başlı başına bir mesele teşkil ediyorlardı. Bir Çinli tercüman vasıtasıyla onlara Komünizmi anlatmaya kalkıştığında, alaycı ve şaşırtıcı sorularla serseme çevrilmişti. Bunun üzerine Çinliler, Rusya’dan Türkçe konuşan birsini getirttiler. Fakat o da öylesine bunaldı ki bir gün ansızın kampı terk edip gidiverdi. Onu Monica Felton takip etti. Bu kadın, Kadınlar milli Meclisi'nin lideriydi. Ancak o da Türkler tarafında hakarete uğradığı ve solcu fikirleriyle başka yere çekip gitmesi söylenerek kovuldu. Sonradan iki ayrı komünist propagandacısı daha başarısızlığa uğramış ve bu işten vazgeçmek zorunda kalmışlardır.(Bunlardan birisi Türkçe konuşan bir Amerikalı esirdi. Bu şahıs yurduna dönmeyi kabul etmeyenlerdendi).

Bütün bu araştırmalardan çıkan sonuçları şu şekilde özetleyebiliriz:

1-Kore'deki savaş esirleri, herhangi bir şekilde "Beyin yıkama "işlemine tabi tutulmuş değillerdir.

2-Buna karşılık, yoğun "fikir aşılama" gayretlerine hedef olmuşlardır. Böyle bir metot, bu kadar sistemli, bir şekilde daha önce hiç kimse tarafından kullanılmamış olduğu için şaşkınlığa hatta paniğe yol açmıştır.

3-Elde edilen sonuçlar ne olursa olsun ;bunların başlıca unsurunu esirlerin maneviyatı teşkil eder.; Çinlilerin başvurmuş oldukları metotlar değil!..

4-Beyinleri yıkanmış olmaktan çok uzak bulunan esirler, şahsiyet yapılarına uygun bir tutum göstermişlerdir. Topluma intibaksız kişiler, komünist olmuş; aklı başında kuvvetli, güçlü bir şahsiyete sahip olanlar durumlarını muhafaza etmişler; asi tipler ise, daha önce üstlerine karşı olduğu gibi bura da komünist kamp yönetimine boyun eğmeğe yanaşmamışlardır.

5-En hafiften en etkilisine kadar hangi ikna metoduna müracaat edilirse edilsin işbirliğine yanaşmamaya kesinlikle kararlı olanların bu mukavemetini kırmak mümkün görünmemektedir. Öte yandan verilen en ufak bir tavizi, daha büyükleri takip edecek ve bu durum, tam bir teslimiyetle sona erecektir.

6-Daha sistemli yapılmış olmasına karşın kullanılan metotlar, Batı da polis tarafından sık sık başvurulan metotlarla benzerlik göstermektedir.

Beyin Yıkama ve

İkna metotları Sahife:222-225

J.A.C.Brawn

Toplum Psikolojisi Deneyi!

Fransa’da "televizyonun gücünün insanlara neler yaptırabileceğine" ilişkin deney, insanların bir yarışma programı uğruna başkalarına fiziksel işkence edebildiğini gösterdi. France 2 kanalı için çekilen “Ölüm Oyunu” isimli belgeselde, kurmaca bir yarışma programı için stüdyo hazırlandı ve 80 yarışmacı bulundu.

Yarışmacılara, sorulara yanlış cevap veren “rakiplerine” elektrik vermeleri söylendi.

Yarışmacıların yüzde 80’i, rakiplerinin çığlıklar atarak yalvarmalarına rağmen elektrik şokunu verdi.
Bir deneyin parçası olduklarını bilmeyen salondaki izleyiciler de bu sırada “Ceza! Ceza!” diye bağırdı.

Aslında yarışmacıların rakipleri profesyonel aktörlerdi ve elektrik şoku da sahteydi.

Programın yapımcısı Christophe Nick, “Katılımcıların yüzde 80’inin sadist emirlere uyduğunu görünce çok şaşırdık” dedi.
Deneklerin yalnızca 16’sının emirlere uymayı reddettiğini söyleyen Nick, diğerlerininse, rakiplerine 460 volta kadar elektrik verdiğini belirtti.

Aktörlerin yardım çığlıklarının ve öldüklerinin sanılması için tamamen susmalarının da yarışmacıları durdurmadığı görüldü.

Belgesel ekibinde yer alan psikolog Jean-Leon Beauvois, amaçlarının televizyonun manipülatif gücünü göstermek olduğunu belirterek,

“Televizyon gücünü kötüye kullanmaya karar verirse herkese her şeyi yapabilir” dedi.

Kaynak: Ginocomhttp://www.haber365.com/Haber/Toplum_Psikolojisi_Deneyi/alınmıştır

..

...

Lütfen Paylaşalım

.

site ekle site ekle http://www.iyisayfa.net/