foto1
Belge form dökümanlar evrak
foto1
Windows word excel powerpoint access frontpage ms paint
foto1
Soru bankası tüm sınıflar branşlar için sorular bilgisayar testleri
foto1
Eba zümre plan hem zümre ve planları
foto1
Açıklamalı atasözleri ve deyimler biyografiler il il Anadolu efsanleri
Atama sorgu zümre eba sivil savunma öğretmen ders kitapları hem gorev dağılımı öğretmen nobet çizelgesi çevre formu çalışma programı arşiv açık öğretim osym teog yök duyuru trafik işaretleri sözler bilmeceler deprem beynimiz çocuğa dini bilgiler sorular cevaplar verimli ders çalışma burs verenler üniversiteler güvengen davranış meb yüz eser sınav soru cevap amerikanın keşfi soykırım Türk tarihi devletleri eğitim motivasyon videoları word excel point mspaint wordart program yazılım donanım skype ascii dos outlook internet frontpage .Read More...

Bizim Okul

İdareci öğretmen ve öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi

.

...

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 


Trabzon

Kentin Alınışına ilişkin söylence

Fatih Trabzon'a gelir, Pontus kralı David, Fatih’e karşı koyamayacağını anlar. Kenti kurtarmanın yollarını arar. En akıllı adamlarına tanışır. Fatih’e şöyle bir öneri yapılmasına karar verilir. “Kentin dışında, kıyıda Ayasofya Kilisesi'yle Kule arasında bir zincir gerilidir. Fatih'in her zaman öğündüğü topçuları bu zinciri kırk atışta koparabilirlerse kent hiçbir direnme olmaksızın teslim olacaktır. Koparamazlarsa ordular geri çekileceklerdir.

Fatih düşünür taşınır öneriyi kabul eder. Topçular hazırlanır. Atışlar başlar. En iyi nişancılar bile, zinciri koparamaz. Sıra son atıştadır. Fatih: "Kendine güvenen varsa geçsin topun başına " der kimse göze alamaz.

Derken top birden ateşlenir. Atışı yapan Hoşoğlan adında çelimsiz bir yeniçeridir. Huzura getirilir, Fatih topçu olup olmadığını sorar.; olumsuz cevap alınca da öfkelenip başını vurdurur o anda tepelerden bir çığlık yükselir.: “Zincir koptu kent teslim oluyor" Ortalık bir anda karışır. Ordu çığ gibi kente akmaya başlar. Hoşoğlanda kesik başı koltuğunun altında en önde koşmaktadır. İlk coşku geçip de Hoşoğlan'ın farkına varıldığında olduğu yere düşer, ölür ve öldüğü yere bir türbe yaptırılır.

Delicebal Söylencesi

Onbinler zorlu bir yolculuktan sonra Trabzon önlerine gelirler. Maçka - Gümüşhane arasında ki dağlardan geçerken ağaçlardan bal damladığını görürler. Askerlerin çoğu üşüşüp baldan yiyince ya uykuya dalar yada deli olurlar, Aradan saatler geçer fakat uyanamazlar. Onları gören yerliler üzerlerinde ne varsa alırlar. Ayılanları da bir güzel döverler. Askerlerde ayık olanları kıyıya doğru kaçmaya başlarlar.

Sonunda balın Maçka'da Meryemana Dağları'nda yetişen zifin "Zafinos" adlı çalımsız bir bitkiden toplandığı anlaşılır. Ayılanlar da bir süre deli gibi dolaştıklarından bu balın adına "Delibal" adı verilir. Günümüzde yaban arısı balı da denilen bu baldan çok yiyenlerde çeşitli delilikler uyuşukluklar sarhoşluklar görülür ki buna bal tutması denir.

Sesli Kayalar Söylencesi

lV. Murat Bağdat seferinden dönerken Sümela Manastırı karşısındaki sesli kayalar denilen yerden geçerken ayak seslerinin kayaların sayısınca yansıdığını duyar. Durup aşağı bakınca 300 m yüksekliğindeki  bir kaya oyuğuna yapılmış Sümela Manastırı'nı görür. Yerlilerden burasının kutsal Sümela (Meryemana) manastırı olduğunu, içinde Hıristiyan keşişlerin barındığını uçan kuştan gayrsının giremediğini öğrenir. Çok kızar. Manastırın topa tutulmasını buyurur. Ancak atılan toplar Manastıra değmez. Yanlarından geçip gider. Bunu gören lV. Murat Manastırın kutsallığına inanır. Oraya kimsenin dokunmamasını buyurur.

Hıdrellez söylencesi

Yörede yaygın olan bir inanışa göre hıdrellezde çalışmak haramdır. Çalışanlar Belli bir  saatte iş başında yakalanırlarsa mutlaka yaptıkları işe göre cezalandırılırlar. Söylenceye göre Hıdrellez günü bir ailenin fertleri  tarlaya çift sürmeye giderler Anneleri tarlaya ekin atmakta oğulları ise öküzleri ile tarlayı sürmektedir. Hepsi oldukları yerde çifte karışır ve yerlerinde birer ağaç biter Rişk yaylasında bulunan ormanda ağaçların arasında kocaman taşlık bir alan vardır Tamamen boş olan bu alanda  önde bir  ağaç ekin atan anneyi arkadaki iki ağaç çit süren çocukları onların arkasındaki ağaç ta öküzlerini gösterirmiş.

Sümela Manastırı’nın inşası ve efsaneleri

Kiliseyle ilgili efsaneler

Karadenizli Rumların arasında anlatılan bir efsaneye göre Atinalı Barnabas ve Sophronios isimli iki keşiş bir rüya görür ve Sümela’ya doğru yola çıkarlar. Burada Bakire Meryem ikonunu görürler ve bu mağarayı bir kiliseye çevirmek isterler. Mağarayı daha da derine doğru kazarak ve yüzeyleri düzleştirerek ufak bir kilise inşa etmişlerdir. Ardından küçük bir şapel de eklenmiştir. Bu kilise manastırın temelini oluşturmuştur.

Yine efsaneye göre Hz. İsa’nın havarilerinden Aziz Luka bir ikon yapmıştır ve ölümünün ardından bu ikon Atina’ya gönderilmiştir. Ancak Theodosius I’in hükümdarlığı esnasında ikon Atina’da ayrılmak istemiştir ve melekler ikonu Trabzon’daki mağaraya getirmiştir. İkonun oldukça eski ve mucizevi bir yapı olduğuna inanılmaktadır.

İnanışa göre manastırın ortasında kutsal bir havuz vardı ve 30-40 metre yükseklikten aşağıya dökülen suların mucize etkisi olduğuna inanılırdı. Sadece Hıristiyanlar değil Müslümanlar da Meryem Ana’nın insanlara sağlık getirdiğine inanmaktaydı. Bu nedenle yüzlerce yıl boyunca her iki dine de inananlar sağlık bulmak için buraya gelmiştir.

http://tatil.milliyet.com.tr/sumela-manastiri-nin-insasi-ve-efsaneleri/icemtour/altgalerihaber/20.12.2011/1478129/default.htm?PAGE=1 alınmıştır


Tunceli

Munzur Söylencesi

Bir zamanlar Ovacık'ın Ziyaret köyünde bir ağa yaşamaktadır. Ağanını Munzur adında çok güvendiği bir çobanı vardır. Munzur iyi yürekli gönül ehli bir adamdır.

Günün birinde ağa hacca gitmek ister. Munzur'u çağırıp: "Ben uzun bir yolculuğa çıkıyorum gidip dönmemek var karım senin anan kızlarım senin kardeşin malım mülküm gibi onlara iyi bak. "der ve yola düşer.

Aradan günler geçer. Bir gün Munzur, ağanın karısına varıp :"Ana helva yapta ağama götüreyim. "der. Kadın şaşırır ama bir şey demez. Herhalde canı helva istedi deyip işe koyulur. Yaptığı helvadan bir tas verir. Munzur daha büyük bir kabın doldurulmasını ister. Kadın ses çıkarmadan bir lengeri doldurup Munzur verir. Munzur helvayı kaptığı gibi ortadan kaybolur.

Bu sırada ağa namaz kılmaktadır. Selam verir Munzur'u karşında görür. Munzur lengeri bırakıp bir şey söylemeden ortadan kaybolur gider.

Aradan uzun bir zaman geçer ağa hacdan döner. Bütün köy karşılamaya çıkar. Munzur da yeni sağdığı bir tas sütle kalabalığın arasına karışır. Köyün girişinde kalabalık yanaşıp ağanın elini öpmek ister. Ağa: "Eli öpülecek kişi ben değilim Munzur'dur" der. "Bana Hacda iken evimin helvasını yedirdi. O bir ermiştir. "der. Kalabalık Munzur'a yönelir. Munzur ürküp kaçmaya başlar. Koştukça tastaki sütler yerlere saçılır. Sonunda dağın eteğinde bir kayanın önüne gelir. Kaçacak yer kalmamıştır. Elindeki tası yere atıp kuş olur kayanın kovuğuna girer kaybolur.

Elindeki tası attığı yerde süt renkli bir göl oluşur. Kayanın kovuğundan ve sütlerin yere saçıldığı yerlerden de ak köpüklü sular fışkırır. Dağa ve sulara Munzur adı verilir.

Süpürgeç dağı ile Karadağ söylencesi

Pertek ilçesinin kuzeyindeki süpürgeç dağı ile Murat ırmağının ötesindeki başı dumanlı Kara Dağ bir zamanlar aynı kıza tutkun iki delikanlıdır. Aralarında zorlu bir çekişme vardır. Yıllar geçer ikisi de kocar ama bir türlü yenişemezler. Sonunda önce sevdikleri kız, ardından da kendileri ölür. Ama aralarındaki çekişme sürer. İkisi de birer Uludağ olup birbirlerine top atmaya başlarlar. Süpürgecin attığı toplardan Karadağ'ın yüzü kapkara olur. Karadağ'ın attığı toplarsa süpürgecin tepesini uçurur. İnanışa Karadağ'ın yüzünün onca kara, süpürgeç ’in tepesinin de dümdüz olması ondandır.

..

...

Lütfen Paylaşalım

.

site ekle site ekle http://www.iyisayfa.net/