foto1
Belge form dökümanlar evrak
foto1
Windows word excel powerpoint access frontpage ms paint
foto1
Soru bankası tüm sınıflar branşlar için sorular bilgisayar testleri
foto1
Eba zümre plan hem zümre ve planları
foto1
Açıklamalı atasözleri ve deyimler biyografiler il il Anadolu efsanleri
Atama sorgu zümre eba sivil savunma öğretmen ders kitapları hem gorev dağılımı öğretmen nobet çizelgesi çevre formu çalışma programı arşiv açık öğretim osym teog yök duyuru trafik işaretleri sözler bilmeceler deprem beynimiz çocuğa dini bilgiler sorular cevaplar verimli ders çalışma burs verenler üniversiteler güvengen davranış meb yüz eser sınav soru cevap amerikanın keşfi soykırım Türk tarihi devletleri eğitim motivasyon videoları word excel point mspaint wordart program yazılım donanım skype ascii dos outlook internet frontpage .Read More...

Bizim Okul

İdareci öğretmen ve öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi

.

...

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Çanakkale

Çanakkale Boğazına isim verilmesine ilişkin söylence

Mitolojiye göre deniz tanrısı Poseidon karaların arasına girip toprakları ikiye bölerek bugünkü Çanakkale Boğazı'nı açmıştır. Bir başka söylence:

Thebai Kralı Athamanas'ın Nefele (bulut) adlı bir karısı vardı. Nefele Friksus adlı bir erkek ve Helles adlı bir kız çocuğu doğurur. Kral bir süre sonra ikinci kez evlenir. Bu sırada ülkede kıtlık başlar. Kralın yeni karısı bilicileri de etkiler. Onlar da kıtlıktan kurtulmak  için iki çocuğunun kurban edilmesi gerektiğini  krala söyler. Çiçeklerle süslenen çocuklar, tam kurban edilecekleri sırada Nefele, ikisini de buğu ve dumanlarıyla sarıp kaçırır. Onları kanatlı ve altın postlu bir koça bindirir, Karadeniz'e yollar. Çanakkale Boğazı'nı geçerken bir fırtına çıkar. Helles denize düşerek boğulur. Bu yüzden Boğaz'a Helle Denizi anlamında Hellespontes adı verilir.

Hero Leandres Söylencesi

Çanakkale'nin Anadolu yakasında Nara Burnu'nda Abydos adında eski bir kent vardır. Abydos'un karısından  da İÖ. Vll yy. da kurulmuş Seston kenti yer almaktadır. Bu iki kent Çanakkale Boğazı'nın en dar bölgesindedir. Sestos' ta Afrodit Tapınağı'nın rahibelerinden güzel Hero yaşar. Abydos' taysa Leandros adlı, yakışıklılığı dillere destan bir genç vardır. Leandros, Sestos'taki  İlkbahar ayinine gelir. Burada güzel Hero' yu görür ona tutulur. Hero'da Leandros'u sever. Hero Rahibe olduğu için kavuşmaları imkânsızdır. Gizlice buluşmaya karar verirler. Her gece Hero, yüksek bir kuleye çıkar ve bir meşale yakar. Leandros' da karşıdaki kentten yüzerek Hero' ya ulaşır. Bu böyle sürüp gider.
Bir gece boğazda fırtına çıkar. Leandros aldırmaz. Hero' ya kavuşmak için azgın sulara atılır. Rüzgâr Hero' nun meşalesini söndürür. Leandros ta yolunu yitirir. Bir süre sularla boğuşur. Gücü tükenir, boğulur. Akıntılar Leandros ‘un cesedini Sestos kıyılarına sürükler. Hero, onun cansız bedenini görünce,kuleden atlayarak canına kıyar. İki sevdalıyı aynı mezara gömerler. Üzerine de bir deniz feneri yaparlar.

Kumdili söylencesi

Gelibolu'da  İlyas adında bir ermiş yaşamaktadır. Kendisi gibi bir ermiş olan kardeşi Hızır karşı kıyıdadır. O na ulaşmak için eline bir avuç kum alır ve denize serperek yürür. Kumlar tılsımlıdır, serptiği yerler yol olmaktadır. İlyas'ın hiç ardına bakmaması gerekmemektedir. Bakarsa tılsım bozulacaktır.
Geride kalanlar onu izlemekte ve şaşkınlıktan bağrışmaktadır. İlyas dalgınlıkla seslerin geldiği yöne döner. Tılsımı bozulur. Vardığı yere tek serptiği kumlarla, denize doğru uzanan dil biçiminde bir parça oluşur.

Taşköprü söylencesi

Bayramiç yöresinde bir köprü her yapılışında yıkılır. Yaşlılar, köprünün kurban istediğini öne sürer. Kurbanın bir genç kız olması gerekmektedir. Bir Arap kızı kurban edilir. Bundan sonra köprü yıkılmaz.

Çankırı

 

Kentin adına ilişkin söylencesi

Çankırı’nın eski adı Kankırı yada Kankara' dır. Bu adın kentin taşının ve toprağının kan gibi kızıl olmasından kaynaklandığı söylenir.

Selçuklular Anadolu'yu fethedince yörede Türkmenlerin Kara Tekin oymağı egemenlik kurmuş ve kente Kengürü adını vermiştir. Bu adın zamanla değişime uğrayarak Çankırı'ya dönüştüğü söylenir. Söylenceye göre Türkler bu yöreye gelince bölgede pek çok kilise vardır. Çan sesleri tüm yaylaya yayılır ve uzaklardan duyulurdu. Bu nedenle yöreye Çan-Kırı denir.

Başka bir söylenceye göre ise Karatekin oymağı halkı, develerle  mal taşır. Kervan dizerler, Tüm yöre, çan sesleriyle inler. Bu nedenle kente Çankırı adı verilir.

Âşık Ömer'e ilişkin söylence

Âşık Ömer Çankırı yakınlarında bir köyde değirmencilik yapmaktadır. Akşamlara tek un  öğütür çalışır durur. Bir gece yorgun argın yatar. Birden değirmenin durduğunu, doğadaki tüm seslerin sustuğunu hisseder. Kalkıp bakar Tüm doğa Tanrı'ya secde etmektedir. Ağaçlar eğilmiş sular durmuştur. O an tüm istekler gerçekleşecektir. Ömer Tanrı'dan sazına ve sözüne güç vermesini ister. Dileği kabul olur. Aşık Ömer'in ustaca saz çalıp söylemesi bundandır.

Taş bebek söylencesi

Ahmet adlı bir Çankırılının Meryem adında bir karısı vardır. Çok istedikleri halde çocukları olmaz. Ahmet çocuğu olsun diye yeni bir evliliğe karar verir. Meryem bu duruma çok üzülür ve  dağlara sığınır. Ağlayarak dolaşırken karşısına Hızır A.S. çıkar. Ona bebek biçiminde bir taş verir. Bu taşı kocasının evleneceği gece beşiğe koymasını söyler. Meryem köyüne dönerek, denileni yapar. Beşiğin başında sürekli Tanrı'ya yalvarır. Beşikteki taş canlanır. Ağlamaya başlar. Bunu duyan Ahmet yeni karısını bırakır ve Meryem'e döner. Karı koca yıllar sonra büyüyen oğullarını Ahmet'in ikinci karısıyla evlendirirler. 

Çorum 

Koyun baba söylencesi

Koyun babanın asıl adı Seyit Ali'dir. Peygamber soyundan geldiği söylenir. Bursa'da bir süre çobanlık yapar. Ağayla her ikiz kuzudan birini almak üzere anlaşır. Bir süre sonra kırk kuzusu olur. Bunları alarak Osmancık'a yerleşir. Her yirmidört saatte bir, koyun gibi melediğinden adı "koyun baba" kalır. Koyun Baba’nın ermiş olduğuna inanılır ve birçok kerameti anlatılır:
Koyun Baba’nın üç köpeği vardır. Bunlara kara, sarı, Ala kadı adı verilir. Bağdat kadısı buna duyar ve Padişah'a şikayet eder. Padişah Koyun Baba'yı çağırır ve nedenini sorar.
Koyun Baba:
-Kadılar haram helal bilmezler benim köpeklerim bilir. İsterseniz deneyelim der. Padişah kabul eder ve 20 si helal 20 si haram 40 kap yemek getirilmesini ister. İstenenler gelince köpekler çağırılır ve yemeklerin helal olanını yer haram olanını bırakırlar. Padişah çok şaşırır ve Koyun Baba'nın gönlünü yapmak ister ve  isteğini sorar. Koyun Baba :
-Hazineden bir şey istemem. Sarıalan ve Saltukalan'ı köpeklerime yıllık verirseniz yeter. Dileği yerine getirilir. Koyun Baba kendisini Padişah'a şikayet eden Bağdat Kadısına şöyle bir bakar ve Kadı ölür.

Koyun baba söylencesi

Fatih Otlukbeli seferine giderken Koyun Baba'ya uğrar. Hayır, Duasını alır. Savaşta düşmanını yenen Fatih Vezirini göndererek Koyun Baba'nın bir isteği olup olmadığını sorar. Koyun Baba:
-Eğer bir hayır yapmak istiyorsa Kızılırmak üzerine bir köprü yaptırsın kışlık ve yaylak yerlerimizi koyunlarımızı vergiden bağışlasın ki daha iyi ağırlayabilelim der. İstekleri yerine getirilir ama köprü yapılamadan Fatih ölür. Babasının ölüm haberini alan ll. Bayezid, Amasya’dan yola çıkar, Osmancık'a geldiğinde Irmak kıyısında sürüsünü yayan Koyun Baba'yı görür. Kendisini karşıya geçirmesini ister. Koyun Baba:
-Olur ama bu ırmağa bir köprü yaparsa der. Şehzade söz verir. Koyun baba gözlerini kapamasını ve aç demeden açmamasını söyler. Şehzade denileni yapar ve gözlerini açtığında İstanbul'da dır. Koyun Baba da görünmez olmuştur. ll. Bayezid tahta geçtikten sonra bir gece rüyasında Koyun Baba'yı görür. Koyun Baba köprüyü yaptırmasını istemektedir. Ertesi gece yine aynı düşü görür. Bunun üzerine gerekli, malzemeyi gönderip köprü yapımını başlatır. Koyun Baba'nın da geyiklerle taş taşıttığı söylenir. Köprünün adı bu söylenceden gelmektedir.

Başka bir söylenceye göre göre Osmancıkta bir ejderha köylülerin koyunlarını yemektedir zamanla köylüleri de yemeye başlar halk Koyun Baba dan yardım ister o da o yılan Kızılırmak’a su içmeye indiğinde taş olsun der ve yılan Kızılırmak’tan su içerken taş olur.

Değirmen Söylencesi

Bir zamanlar Meydan Çayı üzerinde İskilip halkının ekmeklik ununu sağlayan bir değirmen vardır. Değirmenci Ermeni ya da Rum dur. Zaman zaman unu pahalandırdığı için yöredekiler kendisine çok kızarlar. Değirmen yıkılır yerine bir gecede sebze bahçesi yapılır. Değirmenci canını zor kurtarır. Davacılar, halk kadıya başvurur. Orada değirmen değil sebze bahçesi olduğunu ileri sürer. En yaşlı üç kişiyi de tanık gösterir. Kadı olay yerine gelip üç tanığı çağırır.
Mal sahibi değirmenin yöredekilerce yıkılıp yerine sebze bahçesi yapıldığını öne sürer. Tanıklar :
-Burada değirmen yoktu, olsaydı bir izine rastlanırdı. Biz bildik bileli burası sebze bahçesidir, derler Kadı yemin edip etmeyeceklerini sorar. Onlarda:
-Başımızdaki şu cana yemin ederiz ki bastığımız toprak ceddimizdir, derler. Kadı değirmene ne olduğunu sorunca da :
-Olumuşu da olacağı da budur, derler. Bunu üzerine değirmen davası düşer.
Söylence ye göre üç yaşlı adam yalan yere yemin etmiştir. Sarıklarının arasına ölü bir serçe yavrusu, ayakkabılarının içine kendi tarlalarından toprak ,sağ göğüslerine olmuş, sol göğüslerine  de olmamış bir armut koymuşlarıdır." başımızdaki şu can derken, serçeyi, bastığımız topraklar  ceddimizin "derken ayakkabılarının içindeki toprağı "olumuşu " derken sağ göğüslerindeki olgun armudu "olacağı budur" derken ham armudu kastetmiştir.

..

...

Lütfen Paylaşalım

.

site ekle site ekle http://www.iyisayfa.net/